Arzu Terzioğlu 'Kuş Köşesi'nde yazdı: Oyun | Urla Egemen Haber

logo


26 Haziran 2019

Arzu Terzioğlu ‘Kuş Köşesi’nde yazdı: Oyun

Arzu Terzioğlu ‘Kuş Köşesi’nde yazdı: Oyun

 

Merhaba,

 

Uzun bir aradan sonra bir köşe yazısı yazmak fikri önce çok hoşuma gitse de, zamanla hamlaştığımı fark etmek de bir o kadar canımı sıktı. Resimle uğraşanlarınız bilirler, fırçayı kullanmaya kullanmaya eliniz paslanır… Artık eski hafifliğini ve eski darbelerinizi bulamazsınız… Körelmiştir eliniz. (elinin körü buradan mı geliyor? Bunu da bilahare araştırayım) Benim ki de o hesap işte.  Elim körelmiş… Ruhum körelmesin diyerek başlayalım o halde…

Burada biraz izlenimlerim, biraz gözlemlerim, biraz hissettiklerim ama en çok da inandıklarımı paylaşacağım sizinle…  Benimle ayni fikirde olmanızı beklemiyorum fikrimi size empoze etme niyetimse hiç yok… Sadece bir de bu açıdan bakın diye yazacağım… Birbirimizin fikirlerine saygı duymazsak bir arada yaşayamayacağımızı  düşünenlerdenim.  Dolayısıyla benim fikrim doğru, sizinki yanlış yerine; yazı dilim: ‘Sizin fikrinize saygı duyarım ama bir de beni okuyun’ olacaktır…

Malum 23 Haziran’a kilitlenmişti herkes. 31 Mart’ta yapılmış ve kazananı belli olmuş, mazbatası (zorla da olsa) verilmiş bir seçimi tekrar yapmak, halkın oyunu hiçe saymaktan başka nedir ki? Ve kazanan tarafken, bu seçim yenilenemez deyip boykot etmek varken kabullenmek nedir?

Bunu şuna benzetiyorum… Misket oynayan çocuklar… Kazanan belli ama bir mızıkçı çıkıp oyunu yenilemek istiyor, diğerleri de (tamam) diyor… Hah işte ben, hiç o (tamam) diyen tarafta olmadım. Hep (niye ya) dedim? Sen kimsin? Neden yenildiğini kabul etmiyorsun? Bu ne mızıkçılık? Bu ne şımarıklık dedim. Ben seninle tekrar bu oyunu oynamak istemiyorum dedim… Benim tarafımda da olanlar oldu, onun tarafında olanlar da… Ama asla hak gasp eden kişilerin tarafında olmadım…

Sonuç ne olursa olsun artık oyunu tekrar oynatan çocuğun dediği olmuştur… Bu kadar basit..

Büyük usta Nazım Hikmet ‘in şiiriyle sonlandırayım ilk yazımı… Sevgi ve dostlukla…

 

Dört nala gelip uzak Asya’dan Akdeniz’e

Bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim…

 

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak

Bu cehennem, bu cennet bizim…

 

Kapansın el kapıları bir daha açılmasın

Yok edin insanın insana kulluğunu

Bu davet bizim…

 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve bir orman gibi kardeşcesine

Bu hasret bizim…

 

 

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ