Bazen içi burkulur insanın yutkunamaz ya; işte öyle oldu! | Urla Egemen Haber

logo


10 Temmuz 2017

Bazen içi burkulur insanın yutkunamaz ya; işte öyle oldu!

Burcu Koçnard

Burcu Koçnard’ın Egemen Urla Yaşam Dergisi’nin Temmuz-Ağustos sayısında yayımlanan köşe yazısı

Sanat Sokağı’nda dostlarımla oturuyor, kahvemizi yudumlarken de genel konular üzerinde konuşuyorduk.

Genç bir kız yaklaştı yanımıza:

Yardımda bulunabilir misiniz? diye sordu. Kafamı kaldırıp baktığımda karnı burnunda, üstü başı perişan, Suriyeli bir genç kızla göz göze geldim.

Ne yalan söyleyeyim; bu tür olaylara karşı olduğum için hiç bir şey söylemeden kafamı çevirdim. Bir kaç saniye geçti ki, o kız ”Bana para vermeyin, evimin ihtiyaçlarını alın” diye beni yaralayan bir cümle kurdu.

 

 

İşte o an, dilenci olmadığını, sadece muhtaç olduğunu anladım.

Kalktım, yaklaştım,; Suriyeli misin? diye sordum.

Evet dedi.

Çok güzel Türkçe konuşuyorsun, ne zaman geldin Türkiye’ye diye yeni bir soru yönelttim.

Abla dedi, ben Arap değil Türkmenim. Zaten Türkçe konuşuyorduk memleketimizde… Bir yıl önce İzmirli bir gence aşık olup kaçtım. Yanımda 12 yaşındaki kardeşimi de getirdim. Şimdi kocam askerde. Hiç bir gelirim yok. Garaj yakınlarında kurduğumuz çadırda kardeşimle yaşıyorum. Hiç yiyeceğimiz kalmadı!

Bu cümleler, Sanat Sokağı esnafını da çözdü. Hep birlikte kalktık, gücümüzce yardımcı olmaya çalıştık. Ama inanın ki 20 TL dışında para vermedik, sadece ev ihtiyaçlarını karşıladık belirli bir süre yetecek kadar.

Yüzlerce kez teşekkür etti. Yapma kızım, böyle konuşma teşekküre gerek yok, biz insanoğulları birbirimize yardım etmek, destek vermek zorundayız desem de o minnet duygularını aktarmaya devam etti.

Kız 8.5 aylık hamile. Bugün yarın hayırlısıyla bebeğine kavuşacak.

Dilenmiyor, yardım, destek istiyor…

Beni ülkesi, dili, ırkı, dini ilgilendirmiyor. Ben onun gözlerindeki insanlığı gördüm.

Facebooktaki paylaşımlar geldi aklıma bir an…

Şu otel havuzunda çekilmiş fotoğraflar…

Bu yemek sofralarından paylaşılmış anlar…

O lüks otomobillerle yayınlanmış resimler…

Hani şu günlerde Adalet yürüyüşü gündemde ya!

Sordum kendi kendime; olmayan, adaleti nerede arayacak?

Kime isyan edecek?

Bir yandan bunları düşünüyorum bir yandan da işyerime doğru yürüyorum.

Meydandan geçerken iftar çadırının etrafındaki kalabalık takıldı gözlerime…

Elbette içlerindekilerin bir kısmı oruç bozmak için sıradalar…

Ama çoğu, karınlarını doyurmak için!

Bir kaç gün sonra bayram…. İslam aleminin en büyük bayramlarından bir tanesi…

Giyeceğiz yeni cicilerimizi, sürüp sürüştürüp düşeceğiz yollara, akrabalarımızı ziyaret edip, Ramazan Bayramlarını kutlayacağız…

Biz kutlayacağız da, ya yukarıda bahsettiğim canlar!

Onlara bayram bir türlü gelmiyor…

Onların en büyük bayramı; bir tas çorba bulduklarında!

Onların bayram sevinci, evlerine (çadırlarına) götürecek bir makarna paketine ulaştıklarında!

Sözün özü; kimse dolarlarınla gömülmüyor.

Kimsenin Ferrarisi tabutu olamıyor…

Yatlar, katlar, kotlar, havuzlar, mülkler; kalıyor geride biz gidince…

Hepinize, vicdanlı, insancıl, yardımsever bir kimlikle geçirebileceğiniz sağlıklı, mutlu, huzurlu, şanslı nice bayramlar dilerim.

Ramazan Bayramımız kutlu olsun!

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

Bazen içi burkulur insanın yutkunamaz ya; işte öyle oldu!” için 2 Yorum

  1. Belgin dedi ki:

    Bizde yardım edelim nerede acaba bu kardeşimiz ihtiyaclarına dedtek olalim ?

    • editor dedi ki:

      Belgin hanım merhabalar… garaj çevresinde çadırda yaşadıklarını söyledi… aradık ancak bulamadık… yeri de tam tarif edemedi… ilginize teşekkürler ama yardımcı olamıyoruz… selamlar