Burçin Özoğlu yazdı: Sakin ol, nefes al, yavaşla! | Urla Egemen Haber

logo


17 Ocak 2018

Burçin Özoğlu yazdı: Sakin ol, nefes al, yavaşla!

Sakin ol, nefes al, yavaşla!

Burçin Özoğlu

The True Cost (2015), Andrew Morgan’ın yazıp yönettiği; belgesel/biyografi/drama türünde bir yapım. Belgeselin ana konusu, çok büyük bir sektör haline gelen moda ve özellikle son yıllarda herkesi etkisi altına alan,“Fast Fashion” yani hızlı moda kavramı.

Milyon dolar cirolar yapan tekstil firmalarının, yarattıkları toz pembe dünyanın ardında nasıl bir işgücü sömürüsü olduğunu; günlük 3-5 dolara çalışan işçilerin nasıl ölümle burun buruna yaşadıklarını içiniz acıyarak izliyorsunuz. Hepimiz bu düzenin parçası olduğumuz ve istesek de çoğu zaman kaçamadığımız için, daha da yaralayıcı oluyor belgesel.

İşleyiş çok basit aslında; çok ama çok fazla kar etmek isteyen firmalar, bunun için daha fazla satış yapılması, daha fazla satış için ucuz ürünlerin piyasaya sunulması, bunun için maliyetlerin düşürülmesi, düşük maliyet için de tabi ki ucuz iş gücü.. Sen ucuza t-shirt al diye, hiçbir güvencesi olmadan çalışan milyonlarca ucuz işçi..

Sadece işçilerin iş güvenliği değil vahim olan; bunun yanında genetiği değiştirilen, sürekli kimyasal ilaçlara maruz bırakılan pamuk ve buna bağlı olarak borç yükünden kurtulamayan büyük bir çiftçi kesimi de var. Son 16 yılda Hindistan’da borçları yüzünden intihar eden çiftçi sayısı 250.000 kişiymiş. Tarihe en büyük intihar dalgası olarak geçmiş bu durum..

Her yıl 80 milyar üstünde yeni giysi üretiliyormuş; bu rakam 20 yıl öncesinden, 400 kat daha fazla. Amerika’da çöpe atılan tekstil ürünleri ise; 11 milyon ton. Bunların toprakta çözünmediğini ve havaya yaydıkları zararlı gazları düşünürsek, durum daha da vahim bir hal alıyor.

Sıfır beden kızlarımız, üstlerine cuk oturan kıyafetleri ve bir gram fazla yağları olmadan podyumlarda, dergilerde, televizyonlarda salına salına yürüsün; bizler de bu illüzyona aldanıp olmayan paralarımızı harcayalım. Üstelik internette gördüğümüz o harika kıyafet, bizim üzerimizde berbat dursun. Bize dayatılan her markayı alalım, daha aldığımız gün modası geçen eşyalarımızdan hiç memnun olmayalım, Instagram başında saçımızı başımızı yolalım; sonra da “ben niye mutsuzum yaa” diye ağlayalım. Yalnız sen mutsuz değilsin kardeşim, inan o gülücükler saçan moda ikonu da depresyonda.

Bizler hızlı yaşamaya programlanmadık, aynı anda on tane işi yapabilecek kapasitede değiliz; yorulan, eskiyen, organları zamana yenik düşen, durup dinlenmezse bunalıma girebilen canlılarız. Biraz nefes almazsak, doğaya dönmezsek, betonların arasında, trafiğin ortasında oradan oraya koşturursak; motor su kaynatıyor bizde.

En fazla parayı kazanan, kariyerinde inanılmaz başarılara imza atan, evliliği mükemmel, şahane giyinen, en zeki çocukları doğuran, en fazla hobisi olan, deli gibi kitap okuyan, film izleyen, ülke ülke gezen, on parmağında on marifet kadınlar ya da adamlar olmaya çalışırsak bedenimizin de ruhumuzun da tükenmesi kaçınılmaz.

Duralım, nefes alalım, ara verelim, yavaş yaşayalım; bu ayıp değil, günah hiç değil. İnternet üzerinden size dayatılan hayat değil, şu an içinde bulunduğunuz yaşamınız gerçek. Onun tadını çıkaran ise; en güçlü olan aslında..

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ