Değirmencioğlu; Urla, Türkiye'nin California'sı olur! Yeter ki... | Urla Egemen Haber

logo


19 Kasım 2018

Değirmencioğlu; Urla, Türkiye’nin California’sı olur! Yeter ki…

Değirmencioğlu; Urla, Türkiye’nin California’sı olur! Yeter ki…

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) İktisat Bölümü mezunu, uzun yıllar TÜBİTAK’ a bağlı Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜBİTAK – TÜSSİDE) Müdür Danışmanlığı görevinde bulunan ve bu süreçte 170 kuruma mensup 40 bin personele eğitim hizmeti veren, 2010 yılında emekli olduktan sonra da Urla’ya yerleşen Uğur Değirmencioğlu’nu konuk ettik. Uğur Hoca’ya ‘Urla’da nasıl bir başkan göreve gelmeli?’ sorusunu yönelttik, heyecanlandıran yanıtlar aldık.

Uğur Değirmencioğlu

İşte Uğur Değirmencioğlu ile yaptığımız söyleşi;

Uğur Hocam yerel seçimler yaklaşıyor. Genel bir siyasi analiz yapabilir misiniz?

– Önce dünyada ne olduğuna bakmakta yarar var. Küreselleşme çağının acımasız rekabet ortamında kurumlar, ekonomiler, ülkeler varlığını nasıl sürdürecek? Bu bir yol ayrımıdır. İnovasyonu olan hayatta kalacak, inovasyonu olmayan yok olacak…

Ali Baba dediğimiz zaman aklınıza ne geliyor, Ali Baba’nın Çiftliği mi? Ama artık Ali Baba’nın bir çiftliği yok. Ali Baba’nın bir alışveriş sitesi var.

Yöneticilerin dünyada olup bitenleri kavraması, inovasyon esaslı gelişim stratejileri oluşturmayı,  bunun için insanların bilgisini, fikirlerini, donanımını bir araya getirmeyi, kaynak yaratmayı, bilimsel yönetimi, orta gelir tuzağından kurtulmayı, düşük gelir sektörlerinden kaçmayı, eğitime, bilime, tasarıma, ileri teknolojiye, Ar-Ge’ye, yüksek getirili sektörlere yönelmeyi, sistem kurarak yaratılan değerlerin hakça paylaşılmasını, en yüksek refah seviyesine ve yaşam kalitesine ulaşmak için yapılması gerekenleri bilmesi gerekiyor.

Bu özelliklerdeki yöneticiler az da olsa var. Onlar da zaten çok başarılı çalışmalar yapıyor.

Peki bu anlattığınız kriterlere uygun bir adayın çıkacağı yönünde umudunuz var mı?

Umutlu olmak zorundayız.

Belki Urla’nın da yukarıda saydığımız özelliklerde bir belediye başkanı olur da onu destekleyip memlekete faydalı olabiliriz.

– Peki bu bilgiler ışığında biz adaylardan ne beklemeliyiz, adayların seçim programlarında neler olmalı? Adaylar yönetme şekline nasıl bakmalı?

Belediye başkanının yukarıda saydığımız konularda donanımlı olması, gelişmenin ve kalkınmanın ne demek olduğunu, dünyanın nereye doğru gittiğini bilmesi, bu konularda öncülük etmesi, toplumu bilgilendirmesi,  sonra da o bölgenin kalkınmasını o bölgedeki insanlarla birlikte planlamayı başaracak niteliklerde olması zorunludur.

Yönetim anlayışında ise iki temel ilkeye özenle bağlı olması gerekir: Birincisi insanlar arasında hiç bir şekilde ayrım yapmamak. İkincisi de herkesin bilgisini, birikimini, fikrini, donanımını seferber ederek en geniş kapsamda demokratik katılımı sağlamak.

Adayların bunların yanı sıra bir de Urla’nın ne olduğunu iyi kavramış olması gerekir.

– Size göre Urla ne?

– Urla’nın önemli rekabet üstünlükleri var. Urla ülke ortalamasını çok üstünde, bilgi birikimi, hali vakti yerinde, dünya ile irtibatı olan insanların yaşadığı bir bölge. Urla her hangi bir sahil kasabası değil. İzmir’de çalışıp da apartman dairesinde yaşamak yerine bahçeli evlerde yaşamak isteyen insanların tercih ettiği, lüks yaşam merkezi. Sahilleri, doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri, bazı özgün ürünleri var.

Dağınık yapısından dolayı birbirinden çok farklı özelliklerde bölgeleri var.

– Bölgesel olarak bir çalışmanız var mı?

– Bölgesel çalışma derken kastettiğiniz hangi bölgenin ne şekilde gelişeceği konusunda fikir veya proje geliştirmek ise, hiç kimsenin hangi bölgede neyin yapılması gerektiğini kendi kafasına göre söylememesi gerekir. Ben de kendi kafama göre Çeşmealtı şöyle olsun, Bademler böyle olsun dersem aynı hatayı yapmış olurum.

Urla bir kasabadan çok bir şehir gibi. Bu şehir gibi olmanın hakkını vermek, gelişim stratejileri ve belediye hizmetlerine bir kasaba gibi değil adeta bir il gibi bakmak gerekiyor.

Her bölgenin, mesela Zeytinalanı’nın nasıl gelişeceğini Zeytinalanı halkı ile Balıklıova’nın nasıl gelişeceği Balıklıova halkı ile belirlenmeli.

Urla’nın geleceğini ve geleceğin Urla’sını Urla halkı ile birlikte tasarlamak gerekir.

İyi işleyen bir sistem kurulursa, otopark yapılması, çöp toplanması gibi konular zaten ilk anda ve kolayca çözülür. Sorun olarak dile getirmeye bile gerek kalmaz.

Urla entelektüel üretimiyle, bilimle, sanatla, tasarımla, teknoloji ile çok yönlü gelişmeyle daha hyper connected bir şekilde gelişirse, o zaman bu dağınıklık çok büyük bir avantaja dönüşür. Ancak iyi işleyen bir stratejik yönetim sistemi kurulmazsa da bu dağınıklık şimdi olduğundan da büyük sorunlara dönüşür.

– Peki ama Urla’da yaşamayı tercih eden varlıklı kesimin, Urla sorunlarını çözmek adına gösterdiği bir yaklaşım yok…

– İnsanlar kendiliğinden bir şey yapamaz. Yetki kimde ise sorumluluk da ondadır.  Ayrımsız ve katılımcı bir sistemi belediyenin kurması gerekir.

Çok yönlü bir gelişim stratejisi olmadığı için çocuklar okumak için başka bir yere gidiyor. Okuyanlar da iş bulmak için başka bir yere gidiyor. Burada insanları esnaf olmaya teşvik eden bir durum meydana geliyor. Amerika’da doktora yapmış, tıp bilen, bilişim bilen kişiler bile geliyor, Urla’da dükkan açıp esnaf olmaya çalışıyor. Veya dünya ölçeğinde ilişkileri ve çalışmaları olan sanatçılar varken sanat deyince stant kurup hediyelik eşya satmak akla gelebiliyor. Böyle bir durumda yalnızca varlıklı kesim değil hiç kimse sorunları çözmek için bir şey yapamaz. Tersine sorunlar artar ve çözümleri giderek zorlaşır.

Bir toplumun sahip olduğu en önemli kaynak insan kaynağıdır, nitelikli nüfus her şeyden daha değerlidir.

Çok yönlü ve yüksek getirili sektörler gelişmeyip üretim olmayınca toprak üründen daha çok para eder. İşte bundan daha büyük bir tehlike olamaz. Toprağın üründen daha çok para ettiği bir durumla hiç kimse başa çıkamaz

– Uğur Hocam, dedikleriniz doğru ama siyaset günlük politikalarla yapılıyor. Ve atadan kalma takım tutar gibi siyasi parti tutma gelenekleri var. Ayrıca, Kent Konseyi gibi bir oluşum da gerçek anlamda görev yapamıyor. Belediye başkanının etkisi altında kalıyor…

– Particilik geleneğine karşı yapılacak bir şey yok.

Kent Konseyi’nin amacı 21 yüzyıl kalkınma hedeflerini belirlemek. Belediye başkanı kent konseyinin yasada tanımlanmış amacını bilip ona göre çalışmasını desteklese daha çok etkileyip daha çok yararlanabilir.

– Çok güzel konulardan bahsediyorsunuz ama ortada şöyle de bir gerçek var. Biz her ne kadar bu saydığımız özelliklere sahip biri tarafından yönetilmek istiyoruz diye haykırsak da genel merkez birisini atayacak ve biz de gidip o kişilere oy vereceğiz ya da vermeyeceğiz. Durum böyle iken, halkın bu konuda bir araya gelip, bu konuları gerçekleştirme seçeneği var mıdır? Anlattıklarınız bana biraz ütopik geliyor.

– Bu söylediklerim yönetim ve strateji geliştirme yönünden olması gerekenlerdir.  Bu modeller, sistemler kurumlar iyi yönetilsin diye var.

İyi yönetmek, kötü yönetmekten daha kolaydır. Kötü yönetmek daha zordur, hem kaynak israf edilir, hem başarısız olunur, herkes de mutsuz olur. Bu milletin vakti de değerli, parası da değerli, emeği de değerli. Bunları boşa harcamak yazık olur.

Nitelikli yöneticiler gerekir. Yöneticiye rağmen hiç bir şey yapılamaz. Kurumsal yapı oluşturma ve yönetme bilgi ve becerisine sahip olmadan başarılı olunamaz.

Belediye başkanının sistem kurmanın gerekliliğini anlaması yeterli değil. Yönetim ve strateji konularını bilmesi, çalışmaların öncülüğünü yapması, sistemi kurabilmesi, yönetebilmesi ve denetleyebilmesi gerekir.

Genel merkezin de aday belirlerken bu hususlara dikkat etmesi gerekir.

– Bu düşünceler için yeni bir STK yaratıp ya da mevcut olanlarla işbirliği yaparak halk örgütlenmesi oluşturmak mümkün olabilir mi? Ve de mevcut aday adayları arasında CV’si bu normlara uyan olmadığını bilerek yapmamız gereken nedir? Şöyle ki aday adaylarından bazıları da Urla’yı tam olarak bilmiyor, tanımıyor.

– Yeterince sivil toplum kuruluşu var. Yeni kurumlar kurmak yerine mevcut kurumları kuruluş amacına uygun çalıştırmanın daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Bu kuruluşların kent için yapılacak çalışmalara sistemli ve etkili katılımını sağlamak Belediyenin ve kent konseyinin görevi.

Daha önce de söylediğim gibi, belediye başkanının öncelikle dünyayı anlaması ve olup bitenleri iyi analiz edebilmesi gerekir.

Belediye başkanının Urla’yı anlaması ve doğru tanımlaması gerekir.  Urla’da çok yaşamış olması iyi olur ama tayin edici husus bu değil. Urla’yı doğru analiz edip doğru tanımlayabilen biri yıllardır burada olan ama doğru analiz ve tespitleri yapamayan birinden daha yararlı olabilir. Ancak hem dışarıdan gelen hem de Urla’yı anlayamayan biri olursa vay halimize…

– Bir de şöyle bir sorun var. Biz şimdi bu 12 aday üzerinden değerlendirme yapıyoruz ancak parti genel merkezi listelerde hiç adı olmayan birisini de aday olarak atayabilir. Geçmişte bunun örnekleri çok yaşandı.

– Bana mevcut aday adaylarının dışında, parti içinden güçlü ve etkili birinin atanma ihtimali daha yüksek gibi geliyor.

Özellikle bu seçimlerde belediye başkanlıklarına çok istekli var. İstanbul’a CHP genel sekreteri dahil 5-6 kişi talip. İzmir’e aynı. Ama bunların içinden yalnızca bir kişi aday olacak. Diğer istekli kişilerin de buralara dağıtılacağını tahmin ediyorum. Hatta aday olarak ortaya çıkmamış, dilekçe vermemiş fakat parti ile güçlü ilişkileri olan tanınmış kişilerden biri de Urla için atanırsa şaşırmamak gerekir.

– İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü kampusunda oluşturulması planlanan bir inovasyon merkezi projesi var. Bu Urla’ya bir lokomotif olabilir mi?

– Şu anda İYTE’de bir İnovasyon merkezi var. Urla’ya yararı oluyor mu? Urla’nın sınırları geniş olduğu için İYTE Urla’da kalmış. Urla ile başkaca bir ilişkisi yok.

Bu konuda hem belediyenin hem de İYTE yönetiminin sorumluluğu var. Her iki yönetimin de işbirliği geliştirme yönünde istekli ve gayretli olması gerekir.

– Hocam Urla’da İYTE’den önce kurulan Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Su Ürünleri Fakültesi ve Ege Üniversitesi’nin Denizcilik Yüksek Okulu var. Ama yıllardır bunlarla da entegrasyon kurulamıyor.

– Burada bazı fakülteler, çok varlıklı ve çok başarılı kişiler, memlekete faydalı olmak için çaba harcayan pek çok kişi var.

Urla’nın kendi insanı için kendi gelişim stratejileri olmalı ve bunlara uygun olarak Belediye yalnızca Urla sınırları içinde kalan değil, dünyanın her yerindeki üniversiteler ile işbirliği imkanları yaratabilmeli.

– Bu anlattıklarınız uygulanır ve buna göre bir başkan adayı belirlenirse, Urla 50 yıl sonra ne olur?

– Şimdiye kadar aslında hep bunu konuşmaya çalıştık ama son olarak tekrarlayalım: Diyelim ki 2060 yılında dünyanın nüfusu 11 milyar, Türkiye’nin nüfusu 200 milyon, İzmir’in nüfusu 25 milyon oldu… Bunlarla ilgili bizim yapabileceğimiz bir şey var mı? Yok…

İşte bu yüzden belediye başkanı çok önemli. Kent konseyini doğru değerlendirmek çok önemli.

Çünkü “Urla’nın Geleceği-Geleceğin Urla’sı” iyi çalışılırsa, iyi yönetilirse, dünyada ne olup bittiği iyi anlaşılarak, iyi anlatılarak ve herkesin katılımı sağlanarak, iyi işleyen bir Stratejik yönetim sistemi kurulabilir ve performans esaslı bir belediyecilik yapılabilirse 50 yıla da kalmadan çok büyük gelişmeler sağlanabilir.

Urla’nın nüfusunun kaç kişi olacağı planlanabilir.

Bu nüfusun mesleklere, sektörlere, yaşlara göre nasıl dağılacağı ve hangi sektörlerin hangi şekilde gelişeceği planlanabilir.

Bilinçli bir kooperatifçilik ile tarımda çok başarılı işler yapılabilir. Hatta daha uzun soluklu bakıldığında, mesela, dünyanın en nitelikli enginar tohumları üretilebilir. Bunların lisansı alınır. Çok küçük bir alandan bile bütün dünyaya enginar tohumu satılır.

Urla’da bir kaç tane üniversite olabilir. İmar çalışmaları üniversitenin mimarlık fakültesiyle, tarım çalışmaları ziraat fakültesiyle, sağlık hizmetleri tıp fakülteleri ve hastaneleri ile yürütülebilir. Urla merkezinde 25 bin üniversite öğrencisi 5 bin de akademisyen olsa, yaşam çok değişir.

Urla Türkiye’nin bilim, sanat, tasarım, moda, eğitim, sağlık, medya, uygarlık, özgürlük, çok renklilik, huzur, refah ve demokrasi başkenti olur.

Urla uçar, Türkiye’nin California’sı olur. Dünyaya da örnek olur.

Urla’da bunu yapacak imkan fazlası ile var. Bu açıdan hiç bir yer Urla kadar büyük bir şansa sahip değil.

Yeter ki imkanları toplum yararına doğru değerlendirecek yetkin yöneticiler olsun.

Uğur Değirmencioğlu kimdir?

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) İktisat Bölümü mezunu olup TÜBİTAK’ a bağlı Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜBİTAK – TÜSSİDE) Müdür Danışmanlığı görevinden 2010 yılında emekli olmuştur.

Danışman, eğitmen ve rehber olarak görev aldığı eğitimlere TÜSSİDE’nin 2000 – 2010 yılları arasında hizmet verdiği, 170 kadar kurumdan, yaklaşık 40 000 (Kırk bin) kişi katılmıştır

TÜSSİDE projelerinin tasarım, planlama ve uygulamasında görev almış, farklı deneysel ve disiplinlerarası projeler tasarlamış, Öğrenme, Tasarım ve Yaratıcılık, Ar-Ge ve İnovasyon, Strateji ve Yönetim Geliştirme,  Kurumsal Gelişim ve Yeniden Yapılanma  Projeleri, Takım Çalışmaları ve Ekip Olarak Problem Çözme, Proje Yönetimi, Değişim Yönetimi, Girdi- Süreç- Çıktı –Sonuç- Performans İlişkileri, Özdeğerlendirme,  İyileştirme Takımı Sistemleri, Liderlik ve Motivasyon,  Yaşayan Öğrenme Merkezi Olarak Müzeler, Oyun ve Sanat ile Eğitim, Drama, Contact Improvisation gibi alanlara yönelik disiplinlerarası çalışmalar yürütmüştür.

2010 Yılından bu yana Urla’da yaşamaktadır.

Halen “Sanatın Geleceği – Geleceğin Sanatı”, “Müzenin Geleceği – Geleceğin Müzesi”, “Urla’nın geleceği – Geleceğin Urlası” gibi başlıklar altında Hyperconnectivity esaslı çalışmalar ile ilgilenmekte, başta Urla olmak üzere İzmir çevresinde yürütülen insani ve toplumsal gelişim amaçlı çeşitli çalışmalara gönüllü olarak danışmanlık desteği vermektedir.

Bu kapsamda yer aldığı gönüllü çalışmaların bazıları aşağıda yazılıdır:

  • İzmir Büyükşehir Belediyesi Heykel Çalıştayı konsept ve jüri danışmanlığı
  • İBB KültürLab çalışmaları
  • İBB Engelsizmir Kongresi Yürütme Kurulu üyeliği, Sanat Komitesi sorumluluğu
  • İBB Design Talk komitesi
  • İBB Kültür Sanat Dairesi Sanat Eğitimi program danışmanlığı
  • Urla Sanat Sokağı Yaklaşımı Derneği (USYAD) yönetim ve strateji danışmanlığı
  • Köstem Zeytinyağı Müzesi (KZM) kurumsal yapılanma ve strateji danışmanlığı
  • Benzeri çalışmalar yürüten dernek, vakıf ve girişimlere danışmanlık desteği
Etiketler: » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

Değirmencioğlu; Urla, Türkiye’nin California’sı olur! Yeter ki…” için 2 Yorum

  1. yılmaz doğanca dedi ki:

    Enginarı üretimi için tohumundan değil d ,piçlernden /sürgünlerinden
    bahsetmek lazım .

  2. Sayin Ugur Degirmenciogluna bir ogretim uyesi ve uluslararadi bir sanatci olarak her dedigi kelimeye aynen katiliyorum. Eklenecek bir baska hic bir sey kalmamis kendisine bu sorunlari acikladigi ve katkida bulundugu icin cok tesekkur ederim. Ben de emekli olup Urlaua ilk geldigimde esimle birlikte sayin uyardan randevu talep ettim belki bir faydamiz dokunabilir diye ancak hala 5 yil oldu bekliyorum cevabi arayan olmadi. Bu arada Geleli bes yil oldu ama ben dogma buyume Narlidereliyim ve bademlerde yasiyoruz.Maalesef Urlayi ve cevresini dusunen yok herkes rant pesinde . Tabiki mustesna ve degerli insanlar yok degil azda olsa. Saygilarimla.