Martılarımız yok, farkında mısınız? | Urla Egemen Haber

logo


12 Eylül 2018

Martılarımız yok, farkında mısınız?

Martılarımız yok, farkında mısınız?

Hasret Ablamızı tanımayanınız yok gibidir…

Hasret Kavcıoğlu…

Sosyal, kültürlü, adalet savunucusu, çevre gönüllüsü ve de iyi bir CHP’li Hasret Ablamız…

Geçen hafta İskele’de karşılaştık:

‘Mustafacım; farkında mısın martılarımız yok oldu. Bir araştırı versen!’ ricasında bulundu…

– Ablam, sen söyleyince fark ettim ki evet martılarımız artık yok. Araştırıp sana bilgi vereceğim…

Hasret Abla’dan ayrıldıktan sonra şöyle sahilde bir tur attı başım havada…

Gerçekten de İskele’de martı yok…

Öylemiydi eskiden?

Havaya gevrek atıp doyurduğumuz, romantizmin ayrılmaz parçaları Urla’yı terk etmiş…

Önceleri, (Yiyecek bulamadıkları için kıyıdan uzaklaşıp, adalara yöneldiklerini) düşündüm…

Tekne sahibi arkadaşlar, balıkçı esnafına da aynı soruyu yöneltip, ‘Martılarımıza ne oldu’ diye sordum.

Onlar da yeni fark etmişçesine yanıtsız bıraktılar sorularımı…

Baktım, namı diğer ‘Belediyeci ya da levrekçi Kadir’ Kadir Eylence arkadaşım balığa çıkıyor.

Atladım tekneye… Tüm adaları dolaştık… Bir kaç martı, bir kaç da ördek dışında uçan canlı göremedik…

Kısacası martılarımıza bir şey oldu!

Sahilleri cıvıl cıvıl martı sesleriyle şenlenen Urlamız, ne yazık ki sessizliğe bürünmüş…

Ben bu kadarını araştırabildim.

Sanırım Kaymakamımız Sayın Önder Can, İlçe Tarım Müdürümüz Sayın İbrahim Yılmaz bu konuyu araştırıp, martıların bazı art niyetli kişiler tarafından zehirlenip zehirlenmediğini, ya da akıbetlerinin ne olduğunu ortaya çıkartırlar…

Çünkü, Urla’nın değerlerinden birini daha kaybetmesi, hepimizi çok üzer…

XXXXX

Bugün hastanede öylesine duygulandırıcı bir olayla karşılaştık ki Burcu ile birlikte, gözlerimiz buğulandı desek yalan söylememiş oluruz.

Urlamızın ‘Yardım melekleri’ başta Başkan Nurgül Çağatay Saltık olmak üzere neredeyse tüm Kızılay Urla Şubesi yöneticileri, yanlarına 7-11 yaş arası bir çok çocuk almış, o poliklinikten bu polikliniğe koşuşturuyor…

Hayırdır? dedik…

Nurgül Hanım, ‘Biz Kızılay olarak her yıl ekonomik açıdan rahat olmayan ailelerin çocuklarına toplu sünnet töreni yapıyorduk. Bir kaç yıldır sekteye uğramıştı.  Çok talep olunca bu yıl Urla Esnaf ve Sanatkarlar Odası işbirliği ile yeniden bu anlamlı etkinliğe kalkıştık. Sağ olsun Urla Devlet Hastanesi Başhekimi Sayın Adıgüzel Demirel Bey de bize sonsuz destek verdi. Sünnet tarafını üstlendiler. Biz de eğlence ve tören tarafını yine Urlalı bazı dostlarımızın desteği ile yapıyoruz!

Ya siz ne güzel insanlarsınız Kızılay Urla Şubesi yöneticileri ve gönüllüleri…

Kimsenin kimseye karşılığını almadan bir kap su vermediği bu dönemde 14-15 ailenin imdadına koşuyorsunuz…

Nurgül Çağatay Saltık, Tansev Hacer Oktay ve Gürsel Ünal, alınlarından buram buram ter akıyor ama onlar çocukların tahlillerini yaptırabilmek için fıldır fıldır dolaşıyorlar…

Elinize, beyninize sağlık…

Siz bu çocuklar ile ailelerini güldürdünüz ya Allah da sizi güldürsün inşallah Kızılay Urla Şubesi yöneticileri ve gönüllüleri…

XXXXX

Kızılay’ın yöneticilerinin bu anlamlı davranışları ile gururlandık ya…

Şimdi de Urla’nın bir utanç olayına göz atalım…

Gazetecilik zor meslektir…

Kimseyi memnun edemezsin.

Bu yüzdendir ki gerçek gazetecilerin dostu çok azdır.

Çünkü herkes menfaatine uygun haberler yapılmasını ister.

Kimse kaçak yapısının yazılmasını istemez…

Kimse dükkanın önünü işgal etmesinin kaleme alınmasını istemez…

Kimse sağlıksız bir madde sattı diye manşetlere düşmek istemez.

Bu olaylarda herkesin bir ‘Ama’sı vardır…

Ama gazetecinin ‘ama’sı yoktur.

Tabii ki gerçek gazetecinin…

Urlamız, yerel gazete yönünden çok fakirdir.

Yaşamak çok zordur.

Çünkü yerel gazetenin tek gelir kaynağı ilanlardır.

Siz eğer objektif gazetecilik yaparsanız, yanlışları, eksikleri, hataları, yolsuzlukları sütunlarınıza aktarırsanız, ayağına bastığınız kişiler ya tehdit eder ya da çevresine haber salıp, size ilan verilmemesini telkin eder…

Tehdit kolay…

Allah’a şükür buna yeltenecek kimse çıkmadı daha…

Ama telkin zor…

Zorla ilan alamazsınız…

İşte bu yazdıklarımı yaşayan, Urla’ya pek çok yıl gazetecilik mesleği ile hizmet vermiş bir dostumuz var.

Selçuk Tunalı…

Sağlığının yerinde olduğu yıllarda eşi Tansev Hanım ile tüm zorluklara meydan okuyup bir yerel gazete çıkartıyorlardı.

Şimdi ne yazık ki sağlığı buna el vermiyor Selçuk Tunalı’nın…

Yürüyemiyor da konuşamıyor da şimdi…

Ama o buna aldırmıyor…

Tek üzüntü kaynağı, o devirdeki büyüklerin bir kez bile hatırını sormaya gelmemesi…

Bu mudur Urla?

Geçmişte hataları olabilir, yanlış haber de yapmış olabilir…

Ama bu mesleği sürdürebilmek adına verdiği mücadeleye de mi hiç saygımız yok?

Saygı ve sevgiyi, musalla taşına düştükten sonra göstermeye, cemaat arasında ‘Çok iyi adamdı’ demeye gerek yok.

Bir şey yapılacaksa şimdi tam zamanı…

Koskoca Urla Belediyesi’nin, şu anda ihtiyacı olan bir gazetecinin kapısını çalıp, hatrını soracak elemanı ve düşüncesi yoksa da tühhhhhhhh…

Neyse ben belediyeyi bıraktım…

Haydi Urlalı yardımsever dostlar, Selçuk Tunalı’yı tanıyan Tansev Hanım’ın mücadelesini takdir eden vefakar Urlalılar…

Geç kalmadan insanlık görevimizi yapalım…

 

 

 

 

Etiketler: » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ