Onat: Daha yaşanabilir bir Urla oluşturmak için yola çıktım | Urla Egemen Haber

logo


30 Eylül 2018

Onat: Daha yaşanabilir bir Urla oluşturmak için yola çıktım

Onat: Daha yaşanabilir bir Urla oluşturmak için yola çıktım

Urla CHP aday adaylarının tanıtım söyleşilerinde TMMOB Yönetim Kurulu üyesi, Çevre Mühendisi, Belediye Meclis üyesi Bülent Onat’ı konuk ediyoruz sayfalarımıza. Bülent Onat, neden aday adayı olduğunu anlattı, başkan olursa neler yapacağından söz etti.

İşte Bülent Onat ile yaptığımız söyleşi:

– Neden aday adayı oldunuz?

– Bu süreç aslında 2008 yılında başladı. Aday olma isteği ve heyecanı 10 yıl önce başladı. Ben bu süreci Urla’ya olan sevdam, Urla’ya olan hizmet vermeye olan isteğim oluşturdu. Ama bunu yapabilirliğimi, kendimi Urla’ya ispat etmem gerekiyordu. Dolayısıyla 2008-2009 yıllarında siyasete aktif olarak başladım. Aslında siyasete başlarken hedefimi belirlemiştim. Öncelikle meclis üyeliği konusuna yöneldim. Çünkü, belediye hizmetlerinin ilk icra durağı meclis üyeliği idi ve ben de 2014 yılında meclis üyesi olarak hizmet vermeye, belediye yönetiminde deneyim kazanmaya başladım. Bu dönem benim için çok önemli bir dönemdi. 4,5 yıl boyunca. Çünkü bu dönem benim ya başkan aday adayı olacağımı ya da olmayacağımı belirleyecekti. Bu benim yapabilirliğim, bilgi birikimi ve tanımama bağlıydı. Neyi tanıma derseniz, Urla’dan bahsetmiyorum. Urla’yı iyi tanıdığımı düşünüyorum ama hizmeti üretebilmenin, yetenekten, bilgiden geçtiğine inanmaktayım. Dolayısıyla da beş yıllık meclis üyeliğim bana (Evet sen bu işi yapabilirsin, mutlaka Urla’ya Urlalılara katkın olur) fikrini oluşturdu, dolayısıyla aday adayı olmaya karar verdim.

– Şu an ortaya çıkmış 14 aday var. 7 tanesi ilçe başkanlığına böyle bir düşüncesi olduğunu bildirerek ortaya çıktı. Diyelim ki diğer 7 aday adayı da önümüzdeki süreçte açıkladı ve sayı 14’e yükseldi. Bu kadar yüksek sayıdaki aday içerisinde şansınızı nasıl görüyorsunuz?

– Öncelikle diğer aday adayı arkadaşlara da başarılar dilerim. Bu bir hizmet yarışıdır. Mutlaka herkes daha iyi hizmet vereceğini düşünerek aday adayı olmak istemiştir. Tek tek değerlendirerek onların arasında bir sıralama yapmayı doğru bulmuyorum. Kendime has, kendime öz fikirlerim, düşüncelerim, hedeflerim var. Bu hedeflerim doğrultusunda bayrak yarışına giriyorum. Dolayısıyla bu bayrak yarışında da tabii ki bir kazanma, bir başarma gayem ve isteğim var. Olacağına da inandığım için yola çıktım. Genel merkez değerlendirmesi sırasında adımın masada konuşulacağına inanıyorum.

– Partinin aday belirleme konusundaki yöntem tercihinin nasıl olmasını temenni ediyorsunuz?

– Ben ne olursa olsun, ön seçimi destekleyen örgütün görüşü alınmış, mümkünse üye bazında bir temayül yoklaması yapılmış belirleme doğru olur kanısındayım. Delege sistemi de doğru olur. Çünkü, bir süre önce hem il delege seçimleri hem de genel merkez delege seçimleri belirlendi. Bu delege arkadaşlarımızın görüşlerine başvurularak yapılacak bir aday belirleme yöntemi de doğru olacaktır. Tabii ki üye bazında yapılacak bir ön seçim en doğru yöntem olur. Ama tahmin ediyorum ki ön seçim olmayacak. Dolayısıyla genel merkezin araştırmalarından, raporlarından, çalışmalarından, temayül yoklamalarından, anketlerinden ortaya bir sonuç çıkacak. Bence bu saatten sonra yapacak pek fazla bir şey yok. Bir adayın belirlenmesinde geçmişe dönük olarak neler yaptığı, nasıl birikiminin olduğu kriterleri ön plana çıkacaktır. Ben bu kriterleri kendimce koyduğum kriterlerle yoğuruyorum. Nedir bu kriterler? Bir kere halkla iç içe olmak, halktan kopuk olmayan, kararlarını halkla beraber veren, uygulamalarını halka rağmen yapmayan, dolayısıyla zaman zaman verdiği yanlış kararlardan kendini soyutlayabilen, hızlı düşünebilen bir yapının belediye başkanlığını yapabileceğini, bu kriterleri taşıyan adayın belediye başkanlığı yapabileceğini düşünüyorum. Bir de genç olması gerekir tabii. Çünkü bu süreç 5 yıllık bir süreç. Dolayısıyla çok çalışmanız gerekiyor, çok çaba göstermeniz gerekiyor. Bilgi birikimi olan, enerjisi yüksek, doğru kararlar alabilen, birlikte çalışmayı, sadece kadrolarıyla değil, partisiyle, örgütüyle becerebilen, kavga etmeyen barışçıl bir yapının ben Urla’da çok güzel işler çıkaracağını düşünüyorum. Bu kriterlerin de çoğuna haiz olduğumu düşündüğümden aday adayı olarak yola çıktım.

– Belediye başkanı adayı olduğunuzda ve sonra da seçildiğinizde ilçe parti yönetimi ile nasıl bir ortam oluşturursunuz?

– Bence belediye başkanlığında başarının sırrı denilen şey burada yatıyor. Bizim iktidarda olduğumuz ya da olacağımız ilçelerde sırlardan bir tanesi bu. İlçe yönetimi, yani örgütler ile belediye başkanının çalışma tandansı mutlaka uyum içinde olmalıdır. Bu çok klasik bir söz ama burada uyum içinde olmanın koşulu, kimin ne iş yaptığını iyi bilmesidir. Ve üzerine düşen vazifeyi de gereği gibi yapabilmektir. Örgütün vazifeleri var. Çalışma programı var. Parti programımız var. Tüzüğümüz var. Zaman zaman genel merkezin genelgeleri, uygulamaları var. İlçe örgütlerinin kendi plan, programları var. Dolayısıyla bu programların içinde belediye başkanının da ayrıca yerel yönetim anlamında plan ve çalışmaları var. Demek ki burada eksik olan entegrasyon. Eğer bu entegrasyon doğru yapılırsa, nasıl yapılacak, örgütün siyasi yapısıyla belediyenin yerel yönetim yapısının entegrasyonu ile çözülür. Bu şahıslar meselesi değildir. Tamamen bu entegrasyonu yapabilme kabiliyetine sahip liderlerle etkili olur. Ben Urla’da böyle bir entegrasyon sorunu olmadığını düşünüyorum. Sadece biraz çaba harcamak gerekir diye düşünüyorum. Fedakarlık olduğunu düşünüyorum. Menfaatlerimizden uzaklaşıp, entegrasyona yoğunlaşırsak ben herkesle, örgütün başındaki liderin de örgütün getirdiği belediye başkanının ortaklaşa çalışarak çok güzel işler çıkaracağına inanıyorum. Başarı hikayelerinin karşılıklı olarak yazılabileceğini düşünüyorum. Bu başarının da mutlaka genel seçimlere, iktidar hedeflerimize de ciddi katkılar sağlayacağını, bu yöndeki başarının da yerelden başlayacağını düşünüyorum.

– Urla’da, aldıkları ya da alamadıkları hizmetler nedeniyle kırgın oldukları hissedilen bazı mahalleler var. 37 mahalle içerisinde kendinizi anlatmakta zorlanacağınız mahalleler var mı? Varsa hangileri ve hangi nedenlerden dolayı?

– Ben dörtbuçuk yıldır meclis üyesiyim. Dolayısıyla bu mahalleleri iyi kötü gezdik, gidemediğim yerlerde vatandaşlar benimle temas kurma şansını da zaman zaman yakaladılar. Dolayısıyla aşmaya çalıştığımız bir çok sorunu da birlikte aştık. Benim kendimi anlatamayacağım ya da sorunları çözemeyeceğim bir mahalle yok.

– Örneğin Gülbahçe’de imar sorunu var, alt yapı sorunu var, Zeytinalanı bölgesinde hem otobüs, hem alt yapı sorunları var. Doğalgaz sorunu var. İskele-Kalabak’ta bisiklet yolu yapımı ve sonra da sökümü olayı var. İskele’de feribot iskelesi yapımı ancak gemi işletilememesi sorunu var. Urla merkezinde otopark sorunu var.

– Bu sorunlar aslında Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı olan bir kızgınlık olarak görülmemeli. Buna idari bir aksaklık diyelim. Dolayısıyla çok çabuk halledilmesi gereken meseleler var. Bu sorunlarda kurumun üzerinden giderek ciddi atılımlar yapmak lazım. Ben bunları çözemeyeceğime inanmıyorum. Ama hepsinin bir takviminin olacağı da bir gerçek. Bu mahallelere gittiğim zaman çözümü yolundaki görüşlerimi doğru ifadelerle anlatıp, idareyi de buna göre yönlendirebilirseniz ben bu sorunların aşılabileceğini düşünüyorum. Keşke bunları hiç konuşmuyor olsaydık.

– Urla gerek büyükşehir belediyesinden gerekse devlet kanadından hak ettiği yatırımları alıyor mu? Almıyorsa neler eksik Urla’da? Ben geldiğimde Urla’ya şunları getirmek için çaba gösteririm diyebileceğin neler var?

– Urla’nın hak ettiği yatırımları almaması doğru olabilir ama siz proje üretmezseniz, yatırımın tabanını oluşturmazsanız yatırım gelmez.

– Proje üretmesi gereken merci neresi?

– Herkes… Orada şöyle bir ayrıntı var. Proje üretmekle fikir üretmeyi ayıramıyoruz. Herkes fikir üretebilir. Ama proje aşamasına getirdiğiniz zaman pek çok konuda takılabilirsiniz. Ama fikir olmadan da proje olmaz. Dolayısıyla önce fikrini yakalayacağız. Bu fikri yakalama noktası da sizin bahsettiğiniz sorunlardan çıkar. Önce o sorunla ilgili bir fikrin olması lazım. Sonra da o fikri projeye çevirmek gerekir. Projeye çevirirken dikkat edeceğimiz konu da Urla interlandına uygun bir proje olmasına dikkat etmeliyiz. Mesela Urla’daki otopark sorunu için bir örnek vereyim. Vatandaşa sorduğumuzda ilk akla gelen otopark yapımı olur. Ama ben çevre mühendisiyim. Otopark sorununun otopark yaparak çözüleceğine inanmıyorum. Urla’da otopark sorununu neyin oluşturduğuna bakmak lazım önce. Bu sorunları da kaynağında çözmek lazım. Benim bu yöndeki projem şöyle. Urla’nın hatta biraz da büyük düşünelim, vizyonu genişletelim, Yarımada olarak düşünelim. Bir iş merkezi projem var. İş merkezi yapılıp da Urla’nın içinde bu şekilde yük bindiren işletmelerin bu iş merkezine taşınmasıyla hem Yarımada’nın ekonomisine, hem istihdamına katkı getireceğine hem de Urla’nın otopark konusundaki sorununa çözüm olacağını düşünüyorum.

– Ama bu proje Urla esnafını kızdırmaz mı? Müşteriyi başka bir yere yönlendirmiş olmayacak mısınız?

– Ben tüm sektöre yönelik bir iş merkezinden bahsetmiyorum. Sanayi ve tarım sektöründeki işletmelere yönelik bir yerleşim olursa, bu yük de Urla sokaklarından kalkarsa trafik rahatlar, sorun çözülür. Tabii bu da bir gerçek ki bu proje aşamasında ortaya çıkacak sorularla şekillenip netleşecek. Örnekleyeyim, siz bir sinemaya gitmek için Balçova’ya gidiyorsunuz bugün. Oraya gittiğinizde Urla esnafına bir faydanız var mı? Yok. Siz sinema için Balçova’ya gidiyorsunuz ama yine kasabınızdan, manavınızdan ihtiyaçlarınızı Urla’dan alıyorsunuz. Bir paket kalekim almak için Urla merkezine girip trafikle cebelleşmek zorunda kalmayacaksınız o zaman.

– Urla’nın yatırım konusunda neyi eksik?

– Urla’da sanat konusunda daha çok şeyler yapabilmeliyiz. Bir spor merkezi mutlaka olmalı. Çok ciddi bir alt yapımız, çok ciddi bir potansiyelimiz var. Çok genç nüfusumuz var. Bu potansiyel içindeki kabiliyetli gençleri Urla’ya, Türkiye’ye kazandırmak adına çok iyi bir spor kompleksine ihtiyacımız var. Nasıl yapacağız? Büyükşehirle yapılabilir, belediyelerle yapılabilir. Yapanların örnekleri de var. Gayet de başarılılar.

Tarım alanında mesela Urla’da ürünlerin Urla’ya tescillenmesi konusunda bir sıkıntımız var. Coğrafi işaret dediğimiz olay. Enginar neden Urla’yı açtığınızda Urla’nın üzerinde çıkmasın? Veya kınalı bamya neden coğrafi işaret almasın? Tarımı teşvik anlamında da planlanmasının yeniden gözden geçirilmesi lazım. Bununla ilgili de kooperatifleşme ile beraber, biliyorsunuz ürünü yetiştirmek tek başına kabul edilecek bir olay değildir. Bunun ambalajlanması, tescillenmesi ve Urlalıya gelir ve istihdam konusunda kazanç olarak katkı sağlaması anlamında gerekliliği vardır.

Yine Urlalının, Urla halkının kültür uygulamaları anlamında eksiğimiz var. Bununla ilgili de kültür merkezimiz eksik. Önemli bir yatırım da bu olmak zorunda Urla’ya. Kültür merkezinden bahsederken, içinde koltukları olan ve karşısında sahnesi olan bir yapıdan bahsetmiyorum. İçinde seminerleri, sergi salonları, fuarları ve bilahare yapılabilecek bütün kültürel etkinliklerin sergilenebileceği bir kültür merkezi olmalı. Bu yapı pek çok aktiviteye cevap vermeli. Sergi açabilirsiniz, fuar şirketleri ile organize olup  fuar olarak da kullanabilirsiniz. Fuar uygulamaları olarak farklı branşlarda disiplinlerde girilebileceğini düşünüyorum. Buradan kalkıp da İsviçre’nin bir dağ köyüne fuara gidebiliyorlar.Urla ya neden gelmesin, Urlalıya neden katkı vermesinler hem ekonomik kültürel anlamda.  Bu bahsettiğim kültür merkezinin de mutlaka bir interlandı bulunabilir. Yapılabilir bir yerde tespit edildikten sonra oraya bir açık hava tiyatrosu hatta benim hayallerimden birisidir açık hava sineması içeren bir tesisin Urla’ya kazandırılması büyük bir kazanç olacaktır.

Bir de yine İzmir’in bu konuda öncülük ettiğini biliyoruz ama benim gözümle baktığınızda yatırımın yapılmadığını görüyorum. Biliyorsunuz ambalaj atıkları çöp değildir. Ekonomik değeri olan, ülke ekonomisine katkı koyan ve çevreye çok ciddi zararları olan ama geri dönüşüme verdiğinizde çok ciddi katkıları olan malzemelerin geri dönüşüm ile değerlendirilmesi gibi tesis konusunda öncü olabiliriz. Hem bilinçli bir yeterliliğimiz var hem de bunu yapacak belediyede kadromuz mevcut. Ama bunun yanı sıra çevre koruma kontrol müdürlüğümüz yok. Belki bunun yanında bu ünite de gerçekleştirilebilir. Bu tesisi Urla’ya kazandırmak da en büyük hayallerimizden bir tanesi.

– Urla’nın kimliği ne olmalı?

– Urla Urla olarak kalmalı. Kimlik sadece bir isim taşımamalı. Urla yaşanabilir bir kent olmalı. Sosyal ve mutlu bir kent kimliği olmalı. Fikirler oluştuktan sonra Urla halkına mutluluk veren projelere dönüştürülmeli. Ben aday yapılır da başkan seçilirsem, mutlaka bu yönde projelerim olacak. En büyük projem de Urla halkının mutluluğudur. Urla halkı mutlulukta neyi hak ediyorsa, bu trafik sorununun çözülmesiyse, Zeytinalanı’ndaki doğalgaz projesinin tamamlanması ise bu yönde projelerimiz olacak. Bugün yaşanan olumsuzlukları Urla halkı hak etmiyor. Mutluluk da bu olumsuzlukları Urla’nın gündeminden çıkarmaktan geçer.

– Vatandaşla belediyenin arası nasıl şu anda?

– Vatandaş bir iş için gelir belediyeye. Belediyeye belirli mevzuatlar çerçevesinde başvurur. Ve o işini haliyle bir an evvel halletmek ister. Ama her mevzuatın bir süresi var. Dolayısıyla o sürelerde olmaması veya aksaması, vatandaşı o anda üzer. Vatandaşın üzülmesini hiç kimse istememeli. Bu kendimiz için de geçerli. Ben de bugüne kadar bu işlerin içinde olan bir kişiyim. Burada doğru olan şu. Öyle bir sistem kurmalıyım ki bu sistem vatandaş adına, vatandaşın arzu ettiği yönde ama kanuna uygun, mevzuata uygun bir şekilde yapabilecek bir ortam oluşturmak. Bir işi çözemeye bilirsiniz. Ama bunu neden çözemediğinizi vatandaşa anlatmanız onu ikna etmeniz gerekir.

Burada sıkıntı şu olmamalı. Elinizde imkanlar varken yapamıyorsanız, vatandaşa doğru hizmet veremiyorsanız, işte o zaman bu yanlış olur. Ben hiç bir zaman böyle bir durum yaşamak istemem.

Şu andaki durum için ise mevcut bir CHP’li belediye başkanımız var. Bu yarışa, bayrak yarışı diye girdik, artı bir diye girdik. Kendisi mutlaka başarılı işler yapmıştır. Memnuniyet derecesi hangi aşamadaysa onu daha ileriye taşımak için bu yarışa girdiğimden şu anı değerlendirmek doğru olmaz. Bunun takdirini vatandaş bilir. Ama biz daha iyisini yapmak için büyük çaba göstereceğiz.

– Urla çevre olayları açısından çok fazla gündeme geldi. Urla’daki çevre nedir, korunması için neler yapılabilir?

– Tabii ki yaşadığım yer Urla ama ben TMMOB da Çevre Mühendisleri Odası’nı temsilen yönetim kurulu üyesiyim. 24 kişiden biriyim. Çevre ve Doğa Grubu’nu kurduk ve çalışmalara başladık. Çevre derken bu yöndeki sorunları Türkiye çapında ilgileniyoruz. Termik santral da bizi ilgilendiriyor, Karadeniz’deki HES de bizi ilgilendiriyor, nükleer enerji de bizi ilgilendiriyor. Ama bahsettiğiniz konu çok doğru. Urla gerçekten de çevre açısından bir müdahaleyi, bir baskıyı görüyor. Bunun başında evet malum çok güzel bir rüzgarı var. Biz burada oksijenin en güzel olduğunu, en üst seviyede olduğunu bilen insanlardanız. Bu rüzgardan dolayı buraya gelen rüzgar enerjisi üretme tesisleri var. Maalesef bu konuda direnç gösterseniz de bazen başarılı olamayabiliyorsunuz. Ama biz hiç bir zaman yılmayacağız. Urla’yı bu tür bir ranta teslim etmeyeceğiz. Mücadelemiz sürecek. Aynı şekilde balık çiftlikleri, onların da ekonomik tasarruf adına kıyıya çok yakın konuşlanma durumları var. Bu çiftliklerin atıkları mutlaka sahillerimize yansıyacaktır. Deniz altındaki ekolojik dengeyi de alt üst edecektir. Bu konuda da ne tür mücadele gerekiyorsa yapacağız. Ama Urla’yı bu sorunlardan kurtarmanın yolu, konuşmak yerine o aşamada sahada sahnede olmaktır. Hukuk yönünden, direniş yönünden, eylem yönünden de her zaman öncü olmamız gerekir. Ben CHP kurullarının da milletvekillerimizin de ilçe örgütümüzün de hassas olduklarını biliyorum. Mücadelemizi sürdüreceğiz.

– Urla turizmi nedir? Yeterince turizmden, denizden faydalanabiliyor mu Urla?

– Bu çok hassas bir konu. Neden diyeceksiniz. Urla’nın sahilleri Çeşme sahilleri gibi değil. Karadeniz sahili gibi hiç değil. Dolayısıyla buranın kendine has bir sahili var. Kuzey ve güney olmak üzere üstelik. Her ikisi de farklı bir yapıya sahip. Bir kere ben o sahillerin kültür ile birleştirilmesini isterim. Sadece denize girilip çıkılan, güneşlenilen bir yer değil, kültür turizmiyle beraber, doğa turizminin, deniz turizminin de birlikte kullanılabildiği bir sistem olmalı. Kamplardan bahsediyorum, gençlik kamplarından bahsediyorum. Drama olabilir, müzikal olabilir. Ama bunları yaz aylarında deniz kıyısında yaparsınız, kış aylarında farklı mekanlarda yapabilirsiniz. Yani Urla turizmini, doğa ve kültürle birleştirmek gerektiğini söylüyorum. Sadece deniz üzerinden giderseniz biz Çeşme’nin altında kalırız. Sadece kültür giderseniz başka bir yerin altında kalırsınız. Urla’nın kendi doğal yapısıyla birleştirmek gerekir.

– Urla’nın nüfus artış hızı pek çok turizm beldesinin önünde seyrediyor. Kötü örnekler olan Kuşadası veya Marmaris gibi olmaması için neler yapılmalı ya da yapılmamalı?

– Biraz önce kültür ve doğa turizmi dedim. Siz eğer otel yapmaya, konaklama yerleri yapmaya, yani betonlaşmaya başlarsanız, işte o zaman Kuşadası’ndan farkınız kalmaz. Ama kültür turizmi ile birleştirirseniz, oraya otel yapmayacağız. Daha doğal bırakacağız. İnsanlar bu dokuya gelecek o zaman.

– Betonlaşmayalım ama Urla’da kiralık konut sorunu da var…

– Urla’da bacasız sanayi dediğimiz bir inşaat sektörü var zaten. Tabii ki biz bacalı sanayiyi Urla’ya istemiyoruz. Hatta artık Aliağa’ya da istemiyoruz. Orası da doldu artık. Yeter. Dolayısıyla insanların Urla’ya gelme noktası, sizlerin hizmet verebilme noktasıyla eşit. İmarlaşma noktasında dikkat etmeniz gerekir. Tamam, burada inşaat sektörü var diye nüfusu 100 bine taşırsak, hizmet götüremeyiz. O zaman bu konuda biraz dikkatli olmamız lazım.

– Diyelim ki TOKİ Urla’ya geldi?

– Umarım TOKİ’yi buraya sokmayız.

– Bülent Onat, 4,5 yıldır belediye meclis üyesi, Urla’nın tüm dallardaki sorunlarını biliyor. Elinizde sihirli bir değnek olacak mı Urla’nın bu sorunlarını çözmek için? Sizin başkanlık döneminizde Urlalılar sorunsuzluk sevinci yaşayacak mı?

–  Kesinlikle yaşayacak. Belki adına sihirli değnek demeyeceğiz ama çok şeyin değişeceğine eminim. Çünkü, her insanın ferdi olarak baktığınızda bile bir dünyası var. Benim de var. Ama Urla olarak baktığınızda güzel insanlar var. Güzel insanlarla güzel yerlere gidersiniz. Güzel düşüncelerle güzel yerlere ulaşırsınız. Eminim 5 yıl yeter yetmez buna da takılmıyorum. Yapılabilecek çok şey var. Dolayısıyla sihirli değnek değil ama arzu ettiğimiz pek çok şeyi yapabiliriz.

– Ne kadar süreyle başkan kalmak istersiniz?

– Buna ben karar veremem. Halk gitme diyorsa gitmem.

– Nasıl bir belediye meclisi oluşturulmalı?

– Belediye Yasası, belediye meclisinin görev ve sorumluluklarını belirlemiş. Biliyorsunuz konular, öneriler önce komisyonlara geliyor, burada olgunlaştırıldıktan sonra meclise geliyor. En önemli komisyonlar, hukuk, plan-bütçe ve imar komisyonlarıdır. Bu üç komisyon ana yürütme gibi düşünülebilir. Dolayısıyla hukuk komisyonunda bir avukatın olması, imar komisyonunda bir mimarın, bir şehir plancısının olması, plan-bütçe komisyonunda bir mali müşavirin olması belediye meclisinin sağlıklı karar almasında çok ciddi etken olur. Meclis üyeleri aslında bir ilçenin vekili olarak değerlendirilebilir. Mahallelerimizden ki ben köy kalmasını yeğlerdim, köylerimizden birer temsilci ile oluşmasında fayda vardır. O bölgenin sorunlarını, taleplerini belediyeye ulaştıracak sağlıklı bir yapının oluşması, ilçenin yararınadır. Meclis üyesi seçerken kriterler, birinci idari, ikinci mahalli kriterlerdir. Doğru ve sağlıklı bir meclisin oluşturulması konusunda, belediye başkan adayının, ilçe başkanının, ilçe örgütümüzün, partinin değerlendirmeleri sonrasında mutlaka ortaya çıkacaktır. Ben en sağlıklı yapının bu şekilde oluşacağına inanıyorum.

– Aday gösterilirseniz CHP adına oransal açıdan ne kadar başarı sağlarsınız?

– Biliyorsunuz Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muharrem Bey Urla’dan yüzde 69.3’lük bir potansiyel yakaladı. Bu kişiye verilmiş bir oy oranıdır. Yerel seçimde Cumhuriyet Halk Partisi’nin oy oranı bu kadar değildir Urla’da. Yerel seçimlerin de kısmen kişiye endeksli olduğunu düşünürsek, bu ve bunun üstü bir oy oranına ulaşmamız gerekir. Benim hedefim de yüzde 70’in üzerinde bir oran yakalamak.

– Urla’da CHP’nin bu 14 aday adayı içinden her hangi birisini tercih etmesinden sonra (Eyvah yandık. Seçim tehlikeye girdi) diyebileceğiniz bir isim var mı?

– Ben örgütümüzün kriterler konusundaki hassasiyetini biliyorum ve böyle bir aday tercihi yapmayacağını biliyorum.

– AK Parti ve MHP’nin ittifak yapması halinde ve de Urla’da Devlet Hastanesi Başhekimi Adıgüzel Demirel’in aday gösterilmesi durumunda dengeler değişir mi? CHP açısından seçimi kazanmak zorlaşır mı? Urla oy kayması yaşar mı?

– Etkilemez. Oy dağılımında yelpaze çok açık. Ama kişi-isim etkileşmesi yaşanabilir. Ama ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin çıkaracağı aday ile bu seçimi çok rahat kazanabileceğini düşünüyorum.

– Güzel bir söyleşi oldu, teşekkür ederiz.

– Ben teşekkür ederim.

Etiketler: » » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ