Ana Sayfa Asayiş Anlayışı kıt arkadaşım! Bak sana Korona’yı anlatayım…

Anlayışı kıt arkadaşım! Bak sana Korona’yı anlatayım…

920
0

Anlayışı kıt arkadaşım! Bak sana Korona’yı anlatayım…

Bulunduğum yer nedeniyle, Urla’dan İskele Mahallesi’ne gidiş-gelişi sağlayan Ağaçlı Yol’daki trafiği çok net görebiliyorum.

Aslında keşke göremeyeceğim bir yerde olsaydım da bu kadar sinirlenmeseydim…

Delirmeseydim…

Yol vızır vızır…

Sanki festival günlerini yaşıyoruz… Çoluğunu çocuğunu dolduran marşa basmış, atıyor kendini sahile…

Yahu arkadaş, siz nasıl bir sorumsuzluk örneği sergiliyorsunuz?

Bu ne rahatlık, bu ne aymazlık?

Bak anlayışı kıt arkadaşım. Korona’yı sana, senin anlayabileceğin şekilde anlatayım…

Bugün 21 Mart…

Senin gibi sorumsuzların yaşadığı İtalya’da bugün yaklaşık 800 kişi Koronavirüs nedeniyle yaşamlarını yitirdi. Toplam kayıp sayısı da 4 bin 825…

Sosyal medyada, oturduğu banklarda hayatını kaybeden İtalyanların görüntüleri dolaşıyor. Çoğu, nefes alamadığı için boğularak can verdi.

Neden biliyor musun?

Çünkü hastaneler dolu…

Spor salonları hastaneye dönüştürüldü ama yetmiyor.

Doktorlar, sağlık çalışanları günlerdir sandalye üzerinde uyuklaya biliyor, evlerine gidemiyor.

Önceleri umursamayan İngiltere’de kırmızı alarm verildi.

Anlıyor musun şimdi sana neden kızdığımı?

Sanırım daha tam anlayamadın, al o zaman duymak istemediğin cümleleri sıralayayım.

Diyorsun ya, ‘Bana bir şey olmaz’ ya da ‘Evde çocuklar aç, para kazanmam gerekir’…

Peki, senin istediğin pencereden bakalım soruna…

Evet haklısın. Günlük yaşayan bir toplumuz. Bugün kazanmazsak yarın açız. Kabul…

Ama şunu da unutma!

Yarını yaşayabilmen için senin var olman lazım. Yani yaşaman.

Diyelim ki sen bir esnafsın. İş yerini de açtın. Senden alışverişe gelen virüs kapmış bir hastanın bulaştırmasıyla, ölümle pençeleşmek ister misin?

Diyelim ki sen vatandaşsın. Alışverişe gittiğin virüs taşıyan bir esnafın sana aksettirdiği virüsleri çocuklarına taşımak hoşuna gider mi?

Neden ‘Evde kalın’ diyorlar diye düşündün mü hiç?

Hastalık bir anda patlamasın diye…

Hepimiz biliyoruz ki bu illet bize mutlaka gelecek.

Ama ne kadar geç gelirse o kadar iyi…

Çünkü, o zamana kadar hazırlıklar artacak, önlemler sıklaşacak, hastaneler donatılacak…

Şimdi bir düşün bakalım…

Kurallara uymadık, Urla’da herkes sokağa çıktı ve virüsü kaptı.

Urla Devlet Hastanesi’ne de hastalar yığıldı.

Yatak sayısı belli, doktor sayısı belli, entübe cihazı sayısı belli…

Ne olacak?

Allah korusun! Düşünmek bile ürpertiyor insanı…

Çıkma kardeşim sokağa…

Allah rızası için çıkma…

Hızlı yayılmaya katkı koyma…

Senin ekonomik derdin olduğu gibi, dünyada bu illetle savaşan milyonlarca insanın da aynı derdi var.

Sanma ki senin dışındaki herkesin bir eli yağda bir eli balda…

Sağındaki komşun çok mu rahat, solundaki akraban çok mu sorunsuz?

Hayır…

Herkesin kendine göre bir derdi var.

Ama bugün için en büyük dert, insanlığın hayatta kalması…

Dünyada, virüsün bulaştığı ve saptanabilen insan sayısı 300 binin üzerinde…

Kayıp sayısı ise 12 bine yaklaştı.

Daha anlaşılır bir dille, Urla nüfusunun beşte biri şu an hayattan koptu.

Dev devletler, kalabalık milletler aciz…

Hatırla!

Çok değil 20 yıl öncesinde ceplerimizde 5’er 6’şar bin liralık telefonlar yoktu…

Hacı Murat’a biniyorduk çoğumuz…

Havuzlu, bilmem kaç odalı evlerimiz de yoktu…

Ama mutluyduk!

Yine yaparız, sıkılırız, zorlanırız, üzülürüz, ama yine yaparız dünyalığımızı…

Fakat bunu yaşayabilirsek yaparız.

Başaramazsak suç senin…

Çıkma kardeşim sokağa, çıkanı engelle…

Kendi geleceğin için yap bunu…

Çocukların, sevdiklerin için yap…

İhtiyaçlarını karşılamak için tabii ki çıkacaksın. Ekmek alacaksın, su alacaksın, yiyecek alacaksın…

Ama eve döndüğünde hijyen kurallarını uygula, temizle kendini sevdiklerine yayma…

Zevk için, canın sıkıldığı için çıkma sokağa…

Çıkma ki can alma!

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir