Çaka Bey'in büyük mirası; Özbek Köyü | Urla Egemen Haber

logo


27 Ağustos 2016

Çaka Bey’in büyük mirası; Özbek Köyü

IMG_4494İzmir yönünden eski yolu kullanarak Çeşme’ye doğru ilerlerken Urla Devlet Hastanesi kavşağına geldiğinizde bir levha görürsünüz; Özbek Köyü… İşte bu levha yönünde ilerlerseniz eğer, bin yıllık, ünlü denizci ve komutan Çaka Bey’in kurduğu tarihi, bir o kadar da doğa güzellikleriyle buluşacağınız cennete ulaşırsınız…

Eğri Limanı, Akkum’u, asırlık ağaçları, Ilıksu’su, otu, denizi, balığı, güler yüzlü sıcacık insanları bekliyor olacak sizi bu köyde… Biz de bu sayımızda, dünyanın bu cennet köşesinin bilinmeyenlerini paylaşmak istedik sizlerle… Köyü adeta ilçe yapan, çalışmaları ve güleryüzü ile herkesin sevgilisi olan Muhtar Işık Özel Erdoğan’ı konuk ettik sayfalarımıza… Şimdi elinize bir kahve alın, yudumlarınız boğazınızdan geçerken aynı zamanda Özbek’in tadına varın!

Röportaj: Burcu Koçnard – Begüm Gül

– Işık Hanım, bize Özbek’i anlatır mısınız? Nereleri gezilir, nerelerde denize girilir, nerelerde yemek yenir? Bilgi verir misiniz?

Öncelikle köyümüze hoş geldiniz. Derginizde yer alacağımız için mutluyuz. Bunun için teşekkür ediyoruz. Köyümüz tarihi eski bir köy. Tarihi 1000’li yıllara dayanır. Köyümüz Çaka Bey döneminden günümüze kadar gelmiştir. Çaka Bey Türk denizcilik tarihinde önemli bir şahsiyettir. Çaka Bey ilk köyümüze geldiğinde Eğri Liman dediğimiz bölgeye gelmiş. Denizci olduğu için, gemilerle de çok uğraştığı için o bölgede çok uzun süre kalmış. Gemi yatağı denen bir bölgede konuşlanmış ve hala orası gemi yatağı olarak bilinir, Eğri Liman bölgesinde. Bu köyden önce çok daha eski bir köy olan Yuvaca köyüne yerleşmişler. Uzun süre Yuvaca köyünde kalmışlar. Çok büyük bir çınar ağacı vardır orada. Eski mezarlığımız orada. Çok güzel bir çeşmemiz var.

– Çeşme duruyor değil mi orada? Su akıyor mu halen?IMG_9833

Evet duruyor, su da var çeşmede. Uzun yıllar orada kalmışlar ancak salgın bir hastalık olunca tekrar Özbek köyüne, şu an bulunduğumuz bölgeye inmişler. Korsanlardan ve de hastalıktan korunmak için. Çaka Bey tarafından yani ünlü bir denizci tarafından kurulmuş bir köydür. Aynı zamanda bu gemi yataklarının biraz ilerisinde gene manastır olarak bildiğimiz ayrıca gemilerin tekrar konuşlandığı bir bölge de vardır orada. Selçuklular dönemine de dayanan bir köydür bizim köyümüz. Gittikleri yerlerde hanlar hamamlar yaparlarmış onlar. Onlar da bizim köyümüzde mevcut. Bir tane hamamımız var. İki tane tarihi köprümüz var.  Köprülerin hayata geçmesini büyük bir istekle bekliyoruz, hamam da aynı çünkü hamamımız benim çocukluk yıllarımda çalışırdı.

– Şu an tamamen kullanılamaz durumda mı?

Şu an kullanılmıyor. Yani çok harabe bir durumda değil ama…

gunbatimi2– Ama restore edilebilinir?

Restore edilmesi gerekiyor. Çok önemli. Çünkü insanlar köye geldiklerinde gezebilecekleri yerleri görsünler çeşmeler var, çamaşırhaneler var. Eskiden düğün hamamları olurdu bizim köyde. Gelin önce oraya gelir yengeleri ile birlikte. Hamama girilir ve gelin katmeri  gelirdi. Gelin katmeri ile birlikte orada eğlence düzenlenir, oynanır eğlenilir ve sonra hamamdan çıkar, bütün köyü dolaşırlardı gelinler. Hiçbir şey kalmadı artık eskiye nazaran. Köyün içine geldiğinde yani köyün meydanına geldiğinde en azından oturacakları mekanlarımız var.

– Meşhur kahveleriniz var…

Evet meşhur kahvelerimiz var. İki tane çok güzel kahvemiz var. Kantarcıoğlu kahvesi var , bir de şu an yeni açılan bir kahvemiz var.

– Bayanların da gönül rahatlığı ile gidebilecekleri bir kahve mi?

Bayanlar da gönül rahatlığı ile gidebilir. Çünkü erkek kadın ayrımı yok köyümüzde. Bir sandviç büfemiz var. Yeni bir taş kahve binamız açılacak. Keşkek evimiz var. Köye geldiğinizde keşkek evinde oturup  güzel, lezzetli, temiz, hijyen yemekler yiyebilirsiniz.

– Özbek ile özdeşleşen ?

Evet yöresel, her şeyimiz yöresel. Köyün üç kilometre ilerisinde Akkum bölgesi var. Biraz ileride Ilıksu askeriye kampımız var. Eğri Liman bölgemiz var. Torasan bölgemiz var. Biz aynı zamanda geniş bir köyüz. Ilıksu tamamen askeriyeye ait olduğu için köylü fazla giremiyor. Askeriye gelmeden önce çok güzel denizi ve ılıksular vardı. Adada ılıcalar vardı. Eskiler oraya gidip ılıcalardan yararlanırlarmış. Şifalı sularmış. Sonra askeriye gelince köylüye kapandı. Aslında biz köylünün de girmesini istiyoruz, o güzelliklerden yararlansın istiyoruz. Sonra Maksut mevkiimiz var. Maksut mevkii de çok güzel… Köy gibi konuşlanmış temiz bir ortam. Doğası güzel ve denizi harika.

IMG_4500– Plaj var mı orada?

Plajı var. Aydilek koyu var orada.

– Bunlar tesis değil mi? Normal halk plajı?

Normal halk plajı ama gerçekten suyu çok temiz ve güzel. Maksut’tan sonra Akkum bölgemiz var. Akkum’a ilk girdiğinizde sizi karşılayan liman olur. Balıkçı barınağımız, kooperatifimiz var. Su ürünleri kooperatifi. Her gün saat on ikide balık mezatımız olur. Güzel lezzetli balıklar tadabilirsiniz. Mevsiminde her türlü balık çıkar.

– En çok ne çıkıyor ?

Mevsimine göre değişir. Kefal olur, Barbun olur, kalamar olur. Biz denizden ne çıkarsa yiyen bir köyüz. Karadiken mevsimi karadiken yeriz… Şu anki mevsim nar çiçeği zamanı, Pina yeriz. Sonra Saçalan toplarız, Badalan toplarız. Deniz Münüğünü yeriz. Deniz salyangozu denir ona. Onlardan toplarız. Yani mevsiminde her şeyi yiyen tüketen bir köyüz.

– Meşhur salyangozunuz var!

Evet. Keşkek evinde de salyangozu yiyebilirsiniz. O salyangozu da ilk yağmurlarda yeriz… İkinci yağmurlarda kimse gidip toplamaz. Gerçi ben yemiyorum. Akkum’da Akkum Restaurant var… Balığı ve mezesi ile ünlü.

– Babadan oğla geçmiş eski bir yer diye duyduk…koprucamirhanecesme

Evet babadan oğula geçmiş eski bir restoranımız. İlerisinde Acar Cafe var… Deniz ürünleri, et türü her şeyi yiyebilirsiniz. Kahvaltısı da ayrıca çok  güzeldir. Emine Abla’nın Yeri var. Sardalyesi çok özel. Emine Abla ve Sevkan, kendi elleri ile yapar… Sosu muhteşem,  bu sosla yiyecekler çok güzel ve lezzetli olur. Ayrıca kahvaltıları da çok güzel… Çok özen gösterirler. Daha aşağı indiğimizde kahve var, Şirin Market var. Kahvesi deniz kıyısında. Ayaz Cafe var. Köyümüzün sahibi olan Süleyman Abi var. Süleyman Akkum. Onun torununun bir işletmesi var Daisy Cafe. Orası da yaz aylarında gençlerin tutuğu bir cafe. Sonra Eğri Liman bölgemizde Tarım ve Köy İşleri kampı var. Doğası harika… Gerçekten kafa dinlemek isteyenler için.

– Herkes gidebiliyor mu oraya?

Herkes girebiliyor. Bir ücret karşılığında gidip, denize girebiliyorsun. Denizi güzel, duşları tuvaletleri her şeyi güzel. Eğri Liman’da Çaka Bey döneminden kalan gemi yatakları dediğimiz yerler, dağın altından gelen, deniz ile birleşen bir kaynak su var. Hala duruyor. Eskiden daha fazla idi. Eğri Liman’dan döndüğümüzde Torasan’a gideriz. Torasan da böyle küçük şirindir. Güzelyalı Sitesi  dediğimiz yer var, ilerisinde güzel bir koy var. Çocuklar için ideal bir denize girme yeri. Çok güzeldir. Onun biraz ilerisinde Konal Cafe var. Hizmetleri güzel… Orası da küçük bir köy gibi. Hakime Hanım çiftliği var. Organik tarım yapıyor, bilinçli bir kadın. Kendisi hakime değil ama kayınvalidesi hakime idi. Köyün ilk tarımla uğraşan ileri görüşlü bir kadın. Onun gelini işletiyor Mesure Hanım. Her mevsimde her şeyi ekiyor. Şu an mesela kekik yetiştirir. Her şeyi organik, iyi tarım yapıyor.

.

.

– Festivalleriniz var…

Ben 2009 seçimlerinde muhtar oldum. Benim için tabi bir avantajı var. Bin yıllık köyümde, ilk kadın muhtar olmamın sevincini de ayrı yaşıyorum. İlk muhtar olduğumda neler yapabiliriz diye düşündük. Kadınlar evet çok çalışkan ama evlerinden de öyle… Çok dışarıya çıkan bir köy de değildik. Dedik ki (Bayanlar bir Pazar kuralım). Olur mu olmaz mı? Toplandık, üç-beş bayan bir araya geldik, (Bir başlayalım bakalım) dedik. Sonra toparlandık, hep beraber olduk. Tabi o zaman böyle tezgahlarımız yoktu. Hemen üç beş masa çıkardık. Baktık altı yedi ay çok fazla şey olmuyor, yavaş gidiyor. Sonra ilerlettik… 7 yıldır pazarımızı çok güzel tanıttık. Kadınlarımız gerçekten çok çalışkanlar, becerikliler… Sonra dedik ki (madem pazarımızı kurduk. Şimdi beylerimizde katılsın) diye düşündük. Erkeklerimiz kadınlarımıza çok destek olan bir köy. Şu anda kadın erkek hiç fark etmiyor, hepimiz birbirimize desteğiz… Bir festival yapalım diye düşündük. Seçildiğimiz yıl bir şenlik yaptık Halk Eğitim ile birlikte. Gördük ki gerçekten güzel oldu ve her sene yapmayı planladık. Önce yemek festivalleri yaptık, sonra Urla Doğal Sofra ile ortak çalışma yaptık… Dediler ki; (festival yapıyoruz ama  bir ayağını  da Özbek köyünde yapsak nasıl olur?)… Bilge Bengüsu Hanım, Urlice şaraplarının sahibi… Doğal sofranın da sahipleri… Dedim ki niye olmasın. Yapabiliriz. Şimdi her yıl Mart Dokuzu’nda onlarla birlikte (Ot Festivali) yapıyoruz. Festivalimiz Türkiye çapında. Gayet de güzel gidiyor…

– Biraz cesaret etmek gerekiyor.

Evet, evet yani kadınlar festival olduğunda destek oluyorlar. Yani kadın erkek yok artık hep beraber bir bütün oluyoruz. Sonra deniz ürünleri. Dedik ki bizde deniz var. Deniz ile ilgili bir şey yapalım. Denizden ne çıksa yeriz diyoruz. Bir de onu yapalım dedik. Gerçekten tahmin edemediğimiz kadar güzel oldu. Kalabalık oldu. Geçen yıl yapamadık terörden dolayı ama bu yıl kaymakam bey de çok istiyor Vali Bey de çok beğenmiş.

– Tarihi belli oldu mu ?

Biz eylül ayına doğru yapıyoruz, çünkü üniversitelerin açılmasını bekliyoruz, birlikte yaptığımız için. Üniversiteler de bizim için çok önemli… Gençler büyük bir avantaj bizim için. Onları böyle organizasyonlara katmak gerekir diye düşünüyoruz. Onun için üniversitelerin açıldığı ilk hafta yapmayı düşünüyoruz bu yıl da.

.

.

– Kadınlara özel kurslarınız olduğunu biliyoruz…

Halk Eğitimin, belediyenin böyle kurslarla ilgili geniş çaplı programları var. Biz de dedik ki bayanların isteğine göre  kurslar açalım. Her yıl kurs açıyoruz. Bu yıl file örme kursu da açıyoruz. Kaymakamlık, Sosyal Yardımlaşma, Türk Kızılayı, Emel Akın Yüksek Okulu, Su Ürünleri Fakültesi de katıldı. Onlar ile birlikte gerçekleştirdik.

– Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi mi?

Önce Emel Akın Yüksek Okulu idi. Çünkü bir kurumun katılması gerekiyordu. Sağolsun Kızılay Başkanı Nurgül Hanım’la görüştüm. İzmir’de İnci Hocam vardı. Onlara rica ettim. Dedim ki İŞKUR ile yapılan kurslar güzel oluyor. Çünkü geliri olmayan insanlara da bir gelir getiriyor. Onlara projede olmak istediğimi söyledim. Sağolsun onlar da beni kırmadı. Bu sene iki etapta kurs açıyoruz.

– Bu yıl yeni mi başladı kurslar?

Yok, biz her yıl açıyoruz kursları… Ama bu sene İŞKUR’la açtığımız kurslara çok katılım oldu. Yani herkese ekstra bir gelir oldu.

– Kurslara köyde yaşayan bayanlar mı katılıyor? Dışarıdan gelenler oluyor mu?

File kursuna sadece köyden olanları alıyoruz. Köylü olması gerekiyor. Gelir durumu olmayan sosyal güvencesi olmayanları kayıt yaptık. İhtiyacı olan bayanları kattık. İki etapta yaptık. Kaymakam Bey de çok beğendi. Eylül sonu tekrar yapacağız. Belediye ile görüştük. Kadın Hizmetleri Müdürü Derya Çağan Hanım ile görüştük. Ne yapabiliriz dedik. Ev pansiyonları biliyorsunuz çok revaçta… Bizim de köyün gerçekten ihtiyacı olan bir proje… Urla’ya gideceğimize dedik ki burada açalım. Bayanlar hem işlerini yaparlar hem de günü takip ederler. Şimdi yeni açtığımız Özbek Semt Evi’nde kurslarımızı yapıyoruz. İlk programımız gayet güzel gidiyor. İnşallah güzel olacak. Hocalarımız da sağolsun bize destek oluyor. Her şey istediğimiz gibi güzel gidiyor. İstediğimiz bir kurs olursa da talep ediyoruz. Onu da sıkıntı olmadan açabiliyoruz.

– Köyde insanlar geçimini neyle sağlıyor?

.

.

Eski yıllarda tütüncülük vardı. Tütün bitince, tarlalar da biraz satılınca, çiftçilik de artık zorlaştı. Topraklarımız bereketli ama çok emek vermek gerekiyor. Her şey mevsimine göre dikilebiliyor. Bamya, nohut, artık tütün olmadığı için onun yerine karpuz kavun, yaz aylarında yaz sebzeleri, kış aylarında kış sebzeleri dikiliyor. Zeytincilik var, balıkçılık zaten bizim için en önemli geçim kaynağı. Hayvancılık eskinden çok fazlaydı ama  şimdi artık azaldı. Köyler mahalleye dönüştüğü için eskisi gibi proje yapılamıyor, daha önce köyken muhtarlığın olduğu binayı bir kadın girişimciyle butik otel yapmak en büyük hayalimdi. Bu umudumuz bitti, yapamadık. Onun yerine belediye ile birlikte bu projeyi inşallah bu sefer gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Köyde pansiyonculuk ve butik otel yapmak isteyenler için böylelikle bir kapı açmış oluruz.

Başka bir proje de “Dağlarımızda sakız ağaçları olsun”… Geliri de iyi olur. Koç Fidancılık, rahmetli Kenan Abi zamanında yapıldı. Eski bir fidancılık. Şu anda oğlu işletmesini yapıyor, Kenan Koç gayet de işi ilerletmiş durumda, sakız yetiştiriciliği yapıyor. Benim de en büyük hayalim burada Sakız Ağacı yetiştirmek.

Ankara Üniversitesi tarafından araştırmalar yapıldı, verimin yüksek olduğu ortaya çıktı. Uzun yıllar yaşayan bir ağaç olduğu için gelir elde etmek de ileriye yönelik. Özbek’te sakız yetiştirmek varken neden Yunanistan’dan alalım? Biz bunun için de bir proje sunduk. İl Tarım’dan geldiler; (küçük küçük başlayalım ileride bunu gören insanlar da geliştirsin) dediler. İlk etapta 30 ağaç dikeceğiz. Seneye yine 30 ağaç derken ilerletmeyi düşünüyoruz… Ama dağlarda da olsun istiyoruz. Köyümüze faydalı olan şeyler yapılsın, zararlı olanlar gelmesin, mesela RES’lere karşı değiliz. Bunların olmasını istiyoruz ancak doğamızın da katledilmesini istemiyoruz. Arıların ölmesini, ormanların yok olmasını, tarım alanlarının bitmesini istemiyoruz. Şu an bizim köyde de yapılması isteniyor. Projeler çıkmış ama biz olabilecek yerlere yapılmasını istiyoruz. Havamız ölmesin, arımız ölmesin, kuşlar ölmesin, ormanlarımız bitmesin.

Biraz yiyeceklerimizden bahsedeyim. Biz çok eski bir köy olduğumuz için yıllarca Rumlarla birlikte de yaşamışız. Her türlü otu, eti, denizin içindeki canlıları da çok iyi kullanan bir köyüz ayrıca. Denizden ne çıkarsa yiyoruz. Zaten otun her türlüsü soframızda. Meşhur Sütlü Bulgur çorbamız var. Eskiden yiyecek sıkıntısı yaşandığı için bulguru öğütüp sütle pişirip, Sütlü Bulgur Çorbası yapmışlar. Çok güzel olur. Masır var. Nohutla yapılır, nohutu döveriz içine bol karabiber… Yufkayı açarız, nohutu içine sararız… İki kıyısından büküp, fırında pişirir ya da kızartırız. Sonra et suyunda haşlayıp üzerine de yoğurt dökeriz… Onun üzerine de tarhanayı kavurur, sos yaparız… Düğünlerimizin en meşhur yemeğidir. Keşkeğimiz zaten meşhur, salyangozumuz meşhur, kapamalarımız, et yemeklerimiz meşhur, balık pilavı, deniz suyuyla balık çorbası yaparız. Kefalden olur özellikle, deniz suyuyla pişer.

Bizim ayrıca bereket ve bolluk getirmesi için bol hayırlarımız vardır. Her zeytin bitiminde her tütün bitiminde, her mahsulün hasadında yol hayırları yaparız. Her mahalle bunu yapar, görev dağılımı yapılır, herkes bir malzeme getirir… Ununu, yağını, şekerini getirir, yol hayırlarımızı yaparız. O gün o yoldan geçen veya o köyde olan herkes gelir, yiyeceklerini yer, dualar edilir.

.

.

– Yerleşmek için köyünüzün tercih edilme nedenleri neler?

Aşırı rağbet var. İnşallah köyümüzün dokusu bozulmadan, bu şekilde koruyabiliriz. Eski evler satılıp yerine yenileri yapılıyor. Özellikle de eski evler tercih ediliyor. Deniz kenarına çok büyük talep var.

– Yollarınız yapılıyor şu günlerde…

Yapılsın diye bekliyoruz… Alt yapı çalışmaları devam ediyor. Çeşmealtı ile Özbek arasındaki yolumuz çok güzel oldu. Bu arada Burgaz mevkiini atladık… Burgaz da çok güzel, bir doğa harikası… Nefes almak isterseniz çamlar içinde Burgaz’ı mutlaka görün, çeşmemiz var. Çeşmenin başında oturup piknik yaparız… Doğasını gerçekten görmek gerek, harika. İnşallah orası da bozulmadan öylece kalır. Çeşmealtı – Özbek arası yolumuz çok kötüydü… Büyükşehir Belediyesi yolu çok güzel yaptı. Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu Beye teşekkür ediyoruz.

1973-1974 yıllarında su borularımız değişmişti, şimdi yenileniyor, altyapı çalışmaları sürüyor. Bu işlerden sonra da sıcak asfalt çalışmalarının yapılması için Başkanımızla görüştük. Köy yolumuz da yapılacak.

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

Çaka Bey’in büyük mirası; Özbek Köyü” için 2 Yorum

  1. ERMAN DAMMANN dedi ki:

    Selamlar – Çok iyi yazdiniz ! Elende sağlik.

    Burası Cenet ! Ama MALESEF , bizim Misafir ÇOOOK PİSSS !!!!

    Her yerde Çöp atiyorlar ve birakiryolar. Bebekbez dan Kutu ve Şişeler heryerde dolu : (((
    Muhta Hanim karşı bir Belideye dan çalişan Temislik Görevi birisi otur…ve otur… ve otur !?!? İŞİK Han. dan Talimat yok : (( Git Akkum…yolkenere Çöp topla…MALESEF… Heralde Festival hazirlik daha önemli !?!?

    Çok YAZİK Selam ERMAN

  2. Osman Sözüer dedi ki:

    Tarihi eski köy tabii,tarihi belli olmayan dere üstü köprüleri restorasyon gördü ama tarihi şekli,hali korunamadı maalesef.Tarihi Hamam,tepelerdeki yel değirmenleri,köyün hemen her mahallesinde bulunan atıl haldeki tarihi çeşmeleri ve bitişiklerindeki çamaşırhaneler kurtarılabilse hayallerde kalan geçmişteki hal ortaya konabilse,işte o zaman her şeyi kendiliğinden gelişebilecek tam ve örnek bir otantik köy olarak ne şahane olurdu ÖZBEK.