Ana Sayfa Galeri Dünyada bir başka meslektaşı yok

Dünyada bir başka meslektaşı yok

2
245

Egemen Urla Yaşam Dergisi’nde yayınlanan röportaj…

 

IMG_1311Taş Mozaik sanatçısı Batuhan Bozkurt…

Röportaj: Burcu Koçnard

Barbaros’taki Taş Kahve’nin yeni kiracısı, dünyada başka bir meslektaşı olmayan bir sanatçı… Kendisinin keşfettiği ‘Taş Mozaik’ tekniği ile yaptığı tablolar, büyük bir emekle sanata dönüşüyor. Çünkü sanatçı Batuhan Bozkurt, tablolarında boya kullanmıyor, renklendirmeyi de dünyanın dört bir tarafından elde ettiği renkli taşları kırıp eledikten sonra ortaya çıkan ve kum tanelerine benzeyen taş parçacıklarıyla gerçekleştiriyor. Eserlerinde kesinlikle boya kullanmayan ve sanatını büyük sabır örneğiyle tuvallere döken Bozkurt, aynı zamanda da çok usta bir udi… Barbaros’ta uzun yıllar ilkokul olarak kullanıldıktan sonra atıl duruma düşen Taş Bina’yı Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kiralayıp restorasyonunu tamamladıktan sonra, atölyesini Barbaros’a taşıyan Batuhan Bozkurt’un eserleri, dünyanın ve Türkiye’nin en zengin ailelerinin evlerindeki en güzel köşelerde yer alıyor. Türkiye’de Lucien Arkas, Rahmi Koç ve sanatçı Tarkan gibi ünlüler ‘Taş Mozaik’ tekniği ile yapılan tabloların müptelası durumunda… Batuhan Bozkurt’un eşi ile birlikte işlettiği Taş Bina’nın arka bahçesindeki tahta bungalovlar ise mükemmel ve sanatla iç içe bir tatilin mekanlarını oluşturuyor…

46 yıl önce bir tesadüf sonucu Batuhan Bozkurt tarafından keşfedilen “taş mozaik” resim tekniği, Barbaros köyünde 6 yıldır hayat buluyor. 2009 yılında Barbaros köyüne yerleşen Batuhan Bey ve eşi Zeynep Hanım, eski bir okulu elden geçirmiş ve Emek Kültür Sanat Evi olarak yeniden hayata kazandırmışlar. Şehir yaşamının bunaltıcı atmosferinden sıyrılıp doğanın göbeğinde bir yandan sanatını yaşayan, bir yandan da bahçesinde sebze ve meyve yetiştirerek huzur bulan Batuhan Bey’in 10 parmağında 10 marifet var.
O, aslında Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı’nda lisans eğitimi almış bir müzisyen. IMG_1244
Batuhan Bozkurt hikayesini şu cümlelerle anlatıyor:
”Köy öğretmenliği yaptığım yıllarda, elektriği olmayan dağ köylerinde bile gaz lambası ışığında bu resim tekniğiyle çalışmalar yaptım. Yurtiçi ve yurtdışında özel koleksiyonlarda resimlerim var. Bu zamana kadar kullandığım taş boyutlarını küçülterek, bulgur büyüklüğüne getirdim. Böylelikle bir resimdeki tüm ayrıntı ve ışığı taşlarla vermeyi başardım. 20 yıl tek boyutlu çalışmalar yaptım, son 24 yıldır da üç boyutlu çalışmaları sürdürüyorum.
Dada felsefesini anımsatan kolaj çalışmaları ve sürrealist resimlerin yanı sıra minyatür çalışmaları da özgün bir tarzda üç boyutlu hale getirerek çalışmaları sürdürüyorum.
Gerek atölyede gerekse sergilerde resimlerin yanına hep ‘Resimlere lütfen dokununuz” diye yazıyorum. Çoğunlukla bunun bir kinaye olduğunu varsayılarak uzak duruluyor. Ben ciddiyim. Bu niyetimi belirtince ürkek tavırlarla dokunuyor sanatseverler. Resimlere dokunanlar genellikle taşların enerjisinin olup olmadığı hakkında sorular yöneltiyor.

Dokunmanın hiçbir zararı olmaz. Resimleri en tazyikli sularla defalarca yıkayarak test ediyoruz. Bu tekniğe özgü mineral modern mozaik çakıl taşı resim tekniği olarak Almanya’dan patent aldım. Yurtdışında Almanya, İngiltere, İsviçre, Fransa, Kıbrıs ve Kahire’de, yurtiçinde ise İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Malatya, Mersin, Muğla, Adana, Urfa, Elazığ, Maraş, Bursa’da olmak üzere birçok sergim oldu.”

IMG_1243Batuhan Bozkurt’un resim sanatına olan ilgisi Mersin İlköğretmen Okulu’nda yatılı öğrenci olarak okuduğu yıllarda başlamış. 1968 yılında, öğretmen olan babasının vefatı nedeniyle yetim maaşının çok geç bağlanması sonucu harçlıksız kalan Batuhan Bozkurt, yaptığı resim, boyası bitince yarım kalmış ve bugünün ünlü sanatçısı da o an ağlamaya başlamış.Babasının vefatı yüzünden zaten üzülen Bozkurt, bir gün deniz kenarında ağlarken gözlerinden süzülen yaşlar yeşil bir taşa düşmüş ve taş renk değiştirmiş.

Resminde yarım kalan o rengi gözyaşının düştükten sora renk değiştirdiği taşta keşfeden Bozkurt, taşları kaldığı okul odasında gazocağı üzerindeki cezvede eritmeye çalışırken de ölüm tehlikesi atlatmış…

Okuldaki gaz kokusunu fark eden öğretmeni, odasının kapısını kırarak girmesiyle Batuhan Bozkurt’u yerde baygın yatarken bulur. Eritme yöntemini beceremeyen Bozkurt, bu kez taşları kırıp, parçalayarak yarısı yağlıboya olan resmine yapıştırır ve resmi tamamlar. Bu yöntemle bitirdiği resim yıl sonunda okul sergisinde 1250 liraya satılır. Bu paranın 600 lirası ile babasını mezar taşını yaptıran Batuhan Bozkurt, kalanıyla da yeni eserler yapmak için renkli taşlar satın alıp onları kırar ve çeşitli resimler yapmaya devam eder…felsefeokulu

Barbaros’taki Taş Bina’da ziyaret ettiğimiz Batuhan Bozkurt,  son iki yıldır meydana çıkan rahatsızlığına aldırmadan röportajına devam etti:

”Taşlarla resim yapma sanatı taşlarla hikaye anlatma gibi bir şeydir ve taşın her hali sanattır. Doğa, tüm cevherlerini, ihtişamını ve güzelliğini tuval gibi insanoğluna sunmaktadır. Yeter ki insanoğlu doğaya sanatçı duyarlılığı ile dikkatli bir gözle fakat değişik bir pencereden bakmasını bilsin.
Sanatımı genç nesillere aktarmak için Barbaros köyünde “Emek Kültür ve Sanat Evi”ni kurdum. Buradaki atölyede bu sanata ilgi duyan gençlere kurslar vermek istiyorum. Bahçeye ahşap bungalovlar yaptırdım. Bu sayede gençler, burada hem konaklayıp hem de bu sanatı öğrenebilirler.”

Emek Kültür ve Sanat Evi’ne gelen ziyaretçilerini güler yüzle karşılayıp, sanatıyla ilgili bilgi verdikten sonra udunu eline alan Batuhan Bozkurt, konuklarına bir mini konser vermeden de bırakmıyor. Türk Sanat Müziği’nden örnekler sunan Bozkurt’un resim sanatında en büyük arzusu olan Türk bayrağı yapma isteği ise hiç bir zaman gerçekleşmeyecek. Çünkü, Bozkurt, bayrak kırmızısı renginde bir taş bulmayı başaramamış bugüne kadar…

IMG_1246 (864 x 576)Renkli taşları bulma konusunda ise Türkiye ve dünyada pek çok yardımcısı var… Bozkurt, renkli taş bulabileceği Afrika, Amerika ve Asya gibi kıtalarda, irtibat kurduğu dost ve arkadaşları sayesinde taşları Türkiye’ye getirtiyor. Taşların Türkiye’ye getirilmesinden sonra bu kez de başka bir serüven başlıyor. Öncelikle taşları yıkayan Bozkurt, daha sonra kırma işlemine geçiyor. Bazen aynı taş parçası üzerinde bir kaç renk alternatifi olduğunu belirten ünlü sanatçı, bunları da büyük bir sabırla renklerine ayırıyor. Renk ayırma işlemi sonrası bu kez de küçük parçaların havan içinde dövülerek inceltilmesi işlemine geçiliyor.

Adeta kum parçacıkları görüntüsüne getirilen taşlar, tozlardan kadın çorapları içinde elenerek arındırılıyor. Bir kez daha yıkanan parçalar ‘Taş Mozaik’ sanatı için uygun hale geliyor.

Yaklaşık 700 çeşit taşın yer aldığı atölyesinde Hemalit, pirit, likit, serpandit, manganez, safir, bazalt, mermer, granit gibi kıymetli ve yarı kıymetli mineraller, Bozkurt’un, kontrplak ve MDF üzerine çizdiği resimlerin üzerine özel bir yapıştırıcıyla yapıştırarak birer sanat eserine dönüştürülüyor. Tablolarının yapımı ise boyutuna ve figürlerin çokluğuna göre ortalama 3,5 – 4 ay sürüyor. Sanatçının en uzun süren yapımı ise 2,5 yıldır üzerinde çalıştığı Raffaello’nun ‘Felsefe Okulu’ adlı eseri.

Her rengin onlarca tonu olduğu, her ton için de aynı işlemlerin yapıldığı düşünüldüğünde, Batuhan Bozkurt’un sanatı için bir kez daha saygı duyulma gereği hissediliyor.IMG_1260

Bozkurt’un atölyesine girdiğinizde gizemli bir hava adeta sizi çekiyor. Odanın dört bir tarafındaki raflarda, şişeler içindeki renk renk taş zerrecikleri Batuhan Bozkurt’un sanatına verdiği önem ve emeği belgeliyor aslında. Yaptığı eserlerin süslediği bölümler ise sizi alıp uzaklara götürüyor. Kendinizi ruhani bir duygu içine girmiş hissediyorsunuz…

Sanat Evi’nin bir başka köşesindeki yıllanmış fotoğraflara bakarken ‘Kimlerle tanışmış, eserlerini kimler fark etmiş’ diye düşünmeden edemiyorsunuz… Rahmetli Süleyman Demirel’den Rahmi Koç’a, Rahmetli Sakıp Sabancı, Rahmetli Zeki Müren, Cem Özer, Tarkan’a… 32 yıl boyunca emek verdiği sanatını böylesine önemli isimlerin fark ederek Batuhan Bozkurt’a hakkını teslim etmesi, sanat adına sevindirici bir ayrıntı olarak göze batıyor.

IMG_1271Batuhan Bozkurt’un en çok talep edilen eserlerinin başında Atatürk portreleri geliyormuş. Atölyesinde her daim bir tane Atatürk portresi bulunan Bozkurt, en çok da bu portreleri yaparken mutluluk duyduğunu dile getiriyor.

Biz, röportaj süresinin bitmesini istemediğimiz, sürekli Batuhan Hoca’yla bir arada olma arzusunu bastıramadığımız bir söyleşi gerçekleştirdik bu mistik ortamda…

Size önerimiz de; eğer bu yazıyı keyifle okuduysanız, Batuhan Hoca’nın eserleri, sanatı sizi biraz etkilemişse, vakit kaybetmeden karar verin ve hemen yola çıkın. Eski Çeşme yolundan ilerlerken rampanın bittiği yerde karşınıza çıkacak Barbaros levhasını takip ederek köye ulaşın. Daha girişte bir taş ev sizi büyüleyecek. Emek Kültür ve Sanat Evi’nin kapısından adım attığınızda sizi Batuhan Bey ve Zeynep Hanım’ın güler yüzü karşılayacak. Gezinirken gördüğünüz eserler ve atölyenin gizemli havası sizi yeniden düşünmeye, hayatı bir kez daha irdelemenize neden olacak. Eminiz ki siz de bizim gibi Batuhan Hoca’nın yanından ayrılmak istemeyecek, belki de bu gizemi geceye taşıyarak, nefis bungalovlarda bir gece geçirip, sabah da bahçelerinde yetiştirdikleri organik sebzelerle kahvaltı yaparak yaşamın tadına varacaksınız…

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Nurullah PolatFikret ŞAHAn Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Fikret ŞAHAn
Ziyaretçi

Abicim Selamlar.
Ben oğlunuzun iş arkadaşıyım. (Şef)
Yaptığınız çalışmalar eserler müthiş takdire şayan oğlunuz söylediğinde çok şaşırdım gerçekten takdir edilecek bir sanatçısınzı tabii takdir etmekte bizim haddimize değil eden ediyor.Başarılarınızın devamını dilerim. Paşa’ımızında selamı var yanımda çay muhabbeti yapıyoruz gelirsen bekleriz bizi memnun edersin. Başarılarınızın devamını diliyoruz. Hayırlı çalışmalar.

Nurullah Polat
Ziyaretçi

Röportajınızı bugün okudum.Yaptıklariniza hayran kaldım.Bende çakıltaşı çalışmaları yapîyorum.Yolum izmire düşünce ziyaret edeceğim inşallah.Iyi çalışmalar selamlar.