Ana Sayfa Asayiş Feryal Basut yazdı: Güzel Urla

Feryal Basut yazdı: Güzel Urla

147
0

Güzel Urla

Urla; çocukluğum, gençlik adımlarım, olgun adımlarım…

Hepimiz zaman zaman geçmişe gider, bir film şeridini izler gibi, bugüne döneriz.

Urla’mın sokakları; çocukluğumdaki o sokaklar; Sakindi, dingindi, tehlikesiz ve güvenliydi… Mahalle aralarında korkmadan oynardık. Ah ne oyunlar; saklambaç, birdirbir, kaydırak (kimi buna çizgide der), yakan top, istop, evcilik… Aklıma ilk gelenler bunlar. Bu zamanın çocukları bunlardan çok uzak. Biz çocuklar tüm komşuların çocuklarıydık. Oyun arası acıktık mı, mahalledeki komşu anne, hepimize ekmek arası bir şeyler verirdi. Ne tatlı gelirdi; salça ekmek, peynir ekmek, yağ üzerine şeker ekilen ekmek. Kimse çok varlıklı değildi ama çok mutluyduk.

Bahar geldiğinde, sokaklarda çan sesleri gelirdi kulaklarımıza. Koyun, keçi sürüleri peş peşe uzun bir konvoy halinde caddeyi doldururdu.  Bu çan sesleri boyunlarında asılı küçük çanlardan gelirdi. Nasıl merakla izlerdik. Başlarında bulunan kadınlı erkekli çobanlar, ellerindeki sopaları yere vurarak güderlerdi sürüyü. Davazlı derlerdi bu göçebe çobanlara. Bir de mevsimlik işçiler vardı, yine bu Davazlılardan ve başkaca şehirlerden. Tütün dikim zamanı gelirlerdi çoğunlukla Urla’ya. Başkaca insan çehreleri karışırdı sokaklara. Çok güzel oyalı yazmaları olan, ayaklarında renkli naylon ayakkabıları, çiçekli pazen ya da basma şalvarlı ya da elbiseli kadınlar;   genelde beyaz gömlekli ,şalvarlı ya da pantolonlu erkek işçiler…

Yaz gelince birçok aile bağ evine taşınırdı. Kimi geçimlerini sağlamak için; tütün karpuz, kavun, darı, sebze bahçesi dikerdi. Kimi aileler de sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar bahçe, bostan dikerdi. Elektrik yoktu lüks ışığı ile aydınlanırdık. Tüplü ya da gazlı lüksler vardı. Odalarımızda gaz lambası olurdu uyuyacağımız zaman iyice kısardı annelerimiz lambanın fitilini; hem fazla gaz yakmazdı hem ışığını azaltırdı. Komşuluk; bağ bahçe tarlada da çok güzeldi. Yardımlaşma çoktu. Kimin işi sıkışsa ona koşup giderlerdi. Biz çocukların, bağ yerlerinde oyuncakları; ya tel araba ya da uçurtmaydı .Benim en sevdiğim oyuncağım ise; dedemin ceviz ağacına kurduğu salıncağımdı. Her yaz, bağ evine taşınınca ilk önce salıncağımı kurardı dedem. Uçarcasına sallanırken, başka bir diyara giderdim sanki. Hey gidi günler!

İstediğimiz yere daima bir motorlu araçla gitmek de lüks bir seçimdi o zamanlar. Minibüs varsa bile günün belli saatlerindeydi, sıklıkla değildi.

Genelde yürüyerek giderdik çok yere.  Urla’nın içinde zaten kesin yürüyerek ulaşırdık gideceğimiz yere.

Yıllar geçtikçe imkanlar değişti. Daha bir rahat daha bir ulaşılır oldu her şey. Ama mutluluk, huzur, dostluk, güven duygusu bizden uzaklaşır oldu, yabancılaştık.

Şimdinin Urla’sına bakıyorum güzel yanları da var elbet. Ama madde ağırlıklı, maneviyat az bulunur bir değer. Çoğunluk neyse ona göre başkalaşıyoruz. Özlüyorum dünümü.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments