Ana Sayfa Asayiş Pabucu bırakacak mıyız Coronavirüs’e?

Pabucu bırakacak mıyız Coronavirüs’e?

254
0

Pabucu bırakacak mıyız Coronavirüs’e?

Yeni yılı karşılamaya çok az kaldı. 2020’yi uğurlayıp, 2021’ye misafir olmanın heyecanını bile yaşayamıyoruz malum nedenden dolayı…

Böyle miydi bizim Noel coşkumuz? Bu kadar donuk muydu duygularımız?

Elbette hayır! Coronavirüs’ün dünya hayatına girdiği marttan bu yana yaşam şeklimiz gibi duygularımız da değişti…

Oysa biz; düğünlerde erik dalı oynayan, sünnette konvoy yaparak erkekliğe ilk adımı kutlayan, doğumda lohusa ziyaretleri yapıp, bebeğe çeşitli hediyeler yağdıran, cenaze merasimlerine katılmak için işlerimizi bırakan, maçlarda golden sonra birbirimize sarılıp coşan bir millettik…

Şimdi bunların hepsi de ‘anı’ oldu…

Sünneti erteleyen, evliliği nikahla geçiştiren, maçları TV’lerden izleyip, coşkuyu tek başına yaşayan insanlar haline geldik…

Yıllardır görmediğimiz dostumuzla karşılaştığımızda dirseklerimiz birleşebiliyor sadece, en yakınlarımızın hastane odasına değil girmek, camdan bile bakamıyoruz… Ya vefatlar? Canımızı toprağa verirken, son görevimizi yerine getirmek için de sayı kısıtlaması var…

İşyerleri kapalı, işverenler mutsuz, çalışanlar çaresiz…

Veliler şaşkın, öğrenciler huzursuz, öğretmenler biçare…

Gençler sokağa, eğlenceye, 65 yaş üstü değerlerimiz torunlarına, yürümeye, doğaya hasret…

Tutsağız şu günlerde evlerimizde…

Sağlık çalışanları, bizi hayatta tutmak için çırpınıyor. 10 ayda 250 civarında verilen sağlıkçı kaybı bile onları Hipokrat yemininden döndüremiyor…

Daha da bir süre, bu şekilde gidecek gibi yaşantımız…

Peki pes mi edeceğiz?

Pabucu bırakacak mıyız Coronavirüs’e?

Hayır!

Kurallara uyacağız, kendimizi koruyacağız, moralimizi yüksek tutmaya özen göstereceğiz…

Hani, ‘Çok okuyan mı bilir çok gezen mi?’ diye bir atasözümüz vardır ya!

İşte ben size bunu önereceğim…

Sokaklarda değil ama internette bol bol gezinip, yeni yerler keşfetmenizi salık vereceğim.

Buna da memleketim Urla ile başlayacağım…

Az ya da çok, herkesin bilgisi vardır Urla hakkında…

Kabaca deyimle; il merkezine 35 kilometre uzaklıkta, Türkiye’nin batıya uzanan kenarında, yaklaşık 800 kilometre sahil şeridine sahip, İzmir’in şirin bir ilçesidir Urla…

81 ilin mozaiğini yansıtan nüfus zenginliği ile gerçek anlamda bir sakin şehirdir…

12 ION kentinden biri olan Klazomenai’nin kalıntıları üzerinde kurulmuş, tarih boyunca pek çok ünlüye ya ev sahipliği yapmış ya da övgülerini almış bir kıyı kasabasıdır Urla…

Urla’nın en ünlü ‘Meşhuru’ MÖ 510 yılında Klazomenai’da doğmuş olan filozof Anaksagoras’dır.

Dünya tarihinin ünlü denizcilerinden Çaka Bey de 1000’li yılların başında geldiği Urla’nın Özbek mahallesindeki Yuvaca Köyü’nde uzun süre yaşamış, halen adı ‘Gemi Yatağı’ olarak bilinen bölgede konaklamıştır.

Evliya Çelebi, ‘Seyahatname’sinde Urla’da o günlerde 250’den fazla zeytin değirmeni ve pek çok sabun imalathanesi olduğundan bahsederken, Kuşçular mahallesindeki üzüm bağlarına ve de Malgaca Pazarı’ndaki iki çeşit üzüm veren asma ağacına vurgu yapmış, görkemine dikkat çekmiştir.

Yirminci Yüzyılın Yunan şairleri arasında yer alan Yorgo Seferis de İskele mahallesindeki evlerinde 14 yıl yaşam sürdükten sonra Yunanistan’a göç etmiş ünlülerden bir tanesidir.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın son yıllarında Urla’ya konuk olmuş en değerli isim olarak tarih sayfalarında yer almıştır. Atatürk’ün 30 Haziran 1926 yılındaki ziyaretine ait fotoğraflar, Urla’da pek çok işyeri ve evin duvarlarını süslemektedir.

Florina’da doğup, Kurtuluş Savaşı sonrasında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç edip İzmir’e yerleşen ünlü yazarlarımızdan Necati Cumalı da Urlalı olarak anılır.

Türk Hafif Müziği’nin unutulmaz sesi Tanju Okan da Urla hayranlığını şarkılarına yansıtmış, ebedi ikametgah olarak da teknesi ‘Kadınım’ın bağlı olduğu iskeleyi gören tepeyi seçmiş ünlü sanatçımızdır…

Yukarıdaki satırlar, Urla’yı merak etmek için yeterli nedenler olacaksa da doğal güzellikleri de saymakla bitmez!

Mesela, Balıklıova’da gün doğumunu izlerken tamamen doğal ürünlerden oluşan kahvaltı masanız,

İskele, Özbek ve Çeşmealtı’nda katılacağınız bir balık mezatı,

Demircili, Yağcılar, Kuşçular, Zeytineli ve Zeytinler’de yoğun orman dokusu içindeki bir gezinti,

Barbaros’ta otantik sokaklarda sizi selamlayan oyuklar,

Bademler’de Türkiye’nin ilk kooperatifi ve ilk köy tiyatrosu, size pandemiyi unutturamayacak belki ama yaşama sevincinizi artıracak…

Kadın Üretici Pazarı’ndan alacağınız yöresel ürünler, kara fırınlardan edineceğiniz bir ekmek, Malgaca Pazarı’nda yudumlanan bir fincan kahve, inanın yaşam şeklinizi sorgulamanıza neden olacak…

Gülbahçe’de rüzgar sörfüyle uçan, İskele, İçmeler ve Çeşmealtı’nda optimist tekneleriyle spor yapan gençleri gördükçe, içiniz ‘Cızzz’ edecek…

Kuzuyla civcivin, en modern araçlarla birlikte yaşamasının entegrasyonuna tanık olacaksınız çiftlik evlerini gezerken…

Karantina Adası’nda, dünyada 3 tane olan ‘Taaffuzhane’ binasında, tarihin soğuk geçekleri ile tanışıp, pandeminin anlamını daha çok anlayacaksınız…

Yüzyıllar önce de insanlığın bu tür illetlerle savaştığını görecek, daha sıkı sarılacaksınız hayata…

Bence ‘Karalar bağlamaya’ gerek yok!

Bu dönem böyle geçecek…

Madem ki böyle geçecek, o zaman ruhumuzu memnun edip, ayakta kalmanın yollarını arayacağız.

Bu da moralden geçiyor…

Haydi şimdi kendinize bir iyilik yapın, açın bilgisayarınızı, yazın arama motoruna Urla diye, basın enter’a…

Kapatın kulaklarınızı dış dünyaya, girin Urla’nın gizemli sokaklarına…

Haaa…. Unutmadan hatırlatayım. Bir taraftan da not alın. Bu Coronavirüs elbet gidecek yaşantımızdan.

İşte o günlerde, ziyaret edeceğiniz yerleri işaretleyin bir bir…

Ve kendinize bir hedef koyun;

Bu güzellikleri görmeden ayrılmayacağım dünyadan diye…

Tabii ki bu sözünüzü de tutun…

Kalın sağlıcakla…

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir